TUTUKLAMA KARARINA İTİRAZ DİLEKÇESİ – 2024

TUTUKLAMA KARARI NEDİR ?

Tutuklama, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda düzenlenmiş olan ve bir kişinin hukuka uygun bir şekilde hürriyetinden yoksun bırakılmasına neden olan bir güvenlik tedbiridir. Bu tedbir, şüpheli veya sanığın suçu işlediğine dair güçlü şüphelere dayanan somut delillerin bulunması ve ayrıca tutuklamanın gerekliliğinin varlığı durumunda uygulanabilir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesinde belirtilen suçlar, tutuklama için gerekçe olabilecek suçlar olarak listelenmiştir. Bu suçların işlendiği konusunda güçlü şüphe sebeplerinin varlığı durumunda tutuklama kararı verilebilir. Tutuklama kararı verilebilmesi için, kişiye uygulanacak cezanın ve güvenlik tedbirinin ölçülü olması gereklidir. Aksi takdirde tutuklama kararı verilemez.

TUTUKLAMA KARARI KİM TARAFINDAN NASIL VERİLİR ?

Tutuklama, soruşturma evresinde Cumhuriyet Savcısı’nın istemi üzerine sulh ceza hakimi tarafından veya kovuşturma evresinde Cumhuriyet Savcısı’nın talebiyle mahkeme tarafından veya mahkemece kendiliğinden karar verilebilir. Tutuklama kararlarının gerekçeli olarak verilmesi zorunludur. Şüpheli veya sanığın tutuklanması durumunda mahkeme önünde bir avukatın bulunması gereklidir. Eğer kişi bir avukata sahip değilse, baro tarafından bir avukat kendisine görevlendirilir.

TUTUKLAMA KARARINA İTİRAZ NASIL YAPILIR ?

Tutuklama kararına karşı nasıl itiraz edileceği, kanun tarafından belirlenmiştir. Bu kapsamda, soruşturma evresinde sulh ceza hakimi tarafından, kovuşturma evresinde ise mahkeme tarafından verilen tutuklama kararına itiraz usulü düzenlenmiştir. Tutukluluğa itiraz süresi 7 gündür. Eğer tutuklama kararı kişiye yüzüne karşı okunduysa, süre kararın kişiye tebliğ edildiği tarihten itibaren başlar. Ancak, tarafların yokluğunda verilmişse, süre tebliğ tarihinden itibaren başlar. Tutuklamaya yapılan itiraz bir dilekçe ile yapılabilir. Aşağıda, Tutuklama Kararına İtiraz Dilekçesi Örneği bulunmaktadır.

TUTUKLAMA KARARINA İTİRAZ DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ

 

ANKARA ASLİYE CEZA MAHKEMESİNE
Gönderilmek Üzere
ANKARA 1. SULH CEZA HAKİMLİĞİNE

SORGU NO: 2024/…..

KARARA İTİRAZ EDEN
(ŞÜPHELİ) : ………. (T.C.K.N.: ………)
Mamak/Ankara

MÜDAFİ : Av. İsmail ÖZDEMİR
KONU : Ankara 1. Sulh Ceza Hakimliği’nin …./……/2024 tarihli 2024/…… Sorgu sayılı kararı ile vermiş olduğu tutuklama tedbirlerine itirazlarımızın ve şüphelinin tahliyesinin karar verilmesi taleplerimizin sunulmasından ibarettir.

AÇIKLAMALAR :

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının …../…../2024 tarih 2024/…… soruşturma kapsamında şüphelinin …../…../2024 tarihinde ifadesi alınmış akabinde tutuklama tedbiri uygulanması istemiyle Ankara 1. Sulh Ceza Hakimliğine sevk edilmiştir.

Ankara 1. Sulh Ceza Hakimliğince …../…./2024 tarihli kararı ile müdafii olduğum şüpheli hakkında CMK m.100 gereğince tutuklanma tedbirinin uygulanmasına karar verilmiştir. Ankara 1. Sulh Ceza Hakimliği’nin tutuklama kararı hukuka aykırı olup yasal süresi içinde karara itiraz ediyoruz. Şöyle ki;

Ankara 1. Sulh Ceza Hakimliğinin tutuklama gerekçesinde, şüphelinin serbest bırakılması halinde müşteki üzerinde baskı kurma ihtimalinin bulunduğu yazılmış ve buna dayanarak şüpheli tutuklanmıştır. Kararda belirtildiğinin aksine dosyada mevcut ifade tutanakları detaylı incelendiğinde görülecektir ki şüphelinin müşteki üzerinde baskı kurma ihtimali yoktur. Kaldı ki şüphelinin müştekiye baskı kurma ihtimali hakkında Ankara 1. Sulh Ceza Hakimliğince şüpheliye tek bir soru dahi yöneltilmemiştir.

Şüpheli gün içinde geçim kaygısı ile uzun saatler çalışmaktadır. Sabit bir maaşı olmayan şüpheli çalışmadığı günler para kazanamamaktadır. Tutuklamanın sadece bir güvenlik tedbiri ve son çare olan bir güvenlik tebdiri olması göz önünde bulundurulduğunda, kaçma ve delilleri yok etme anlamında herhangi bir yola bavurmayan ve böyle bir şüphesi de bulunmayan şüphelinin tutuklama ile hürriyetinden yoksun bırakılması gerek T.C. Anayasasına gerekse de AİHS’ne açıkça aykırıdır. AİHM de içtihatlarında tutuklamanın en son önlem olarak uygulanması gerektiğinden bahsetmekte; başka bir önlemle tutuklamadan sağlanan yarar sağlanabilecekse, tutuklama yoluna gidilmemesi gerektiğini söylemektedir. CMK 109’daki adli kontrol kurumunun tutuklamaya göre öncelikle uygulanması gerekir. Tutuklama en son tedbirdir. Sulh Ceza Hâkimliği, öncelikle adli kontrolü uygulamadan tutuklamaya hükmetmemelidir. Şüpheli hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmadan, bu tedbirden yarar sağlanıp sağlanayacağı tespit edilmeden doğrudan tutuklama kararı verilmesi hukuka aykırılık oluşturmaktadır.

Şüphelinin kaçma şüphesi söz konusu değildir. Yine şüphelinin delilleri karartma şüphesi de bulunmamaktadır. Kaçma ve delilleri yok etme şüphesi bulunmayan, adli kontrol hükümleri uyarınca serbest bırakıldığı takdirde tüm yükümlülükleri gereği gibi yerine getirecek olan, daha önce herhangi bir suça karışmayan şüphelinin tutuklu kalması aşırı bir tedbir olup, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasına, hâkimliğiniz aksi kanaatte ise ADLİ KONTROL hükümleri uyarınca serbest bırakılmasına karar verilmesini talep etmemiz zaruri olmuştur.

NETİCE VE TALEP :

Yukarıda açıklanan ve sayın Mahkemenizin re’sen takdir edeceği nedenlerle; şüpheli hakkında verilen tutuklamaya ilişkin kararın itirazen kaldırılmasına ve şüphelinin SALIVERİLMESİNE, sayın Mahkemeniz aksi kanaatte ise CMK m.109 ve diğer hükümler gereğince tutuklama tedbirinin ADLİ KONTROLE çevrilmesini şüpheli müdafi olarak saygılarımla arz ve talep ederim. …../…..2024

Şüpheli Müdafii

Av. İsmail ÖZDEMİR

 

Ücretli danışmanlık ve/veya avukatlık hizmeti almak için Özdemir Hukuk Bürosu ile iletişim kurabilirsiniz.
0543 710 9893
Avukat İsmail ÖZDEMİR
ÖZDEMİR HUKUK BÜROSU

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir