Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları Işığında Türkiye'de Sokak Köpeği Sorunu

SOKAK HAYVANLARI MESELESİNE HUKUKİ BAKIŞ

Türkiye’de sokak hayvanları, uzun yıllardır toplumsal ve hukuki tartışmaların merkezinde yer almaktadır.

Sokaklarda yaşayan kedi ve köpekler gibi hayvanların sayısının artması, hem insan sağlığı ve güvenliği hem de hayvan refahı açısından çeşitli sorunları beraberinde getirmiştir. Özellikle ‘’sokak köpekleri’’ sorunu Türkiye’de çözümlenemeyen bir sorun haline gelmiştir. Bu durum, sokak hayvanlarına yönelik yasal düzenlemelerin ve politikaların önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. 

Kanaatimizce Türkiye’de sokak köpekleri meselesine çözüm önerisi olabilecek dört farklı görüş vardır: 

  1. Sokak köpeklerinin uyutulması gerektiğini savunanlar,
  2. Sokak köpeklerinin kısırlaştırılması gerektiğini savunanlar,
  3. Barınak şartlarının iyileştirilip sokak köpeklerinin toplatılması gerektiğini savunanlar,
  4. Sokak köpekleri saldırılarının insan kaynaklı hatalar sonucu gerçekleştiği gerekçesiyle, sokak köpeklerine insanlar tarafından müdahale edilmemesi gerektiğini savunanlar. 

Yazımızda bu görüşlerden hiçbirinin savunuculuğu yapılmayacak olup konuya, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin konuyla ilgili az sayıda kararından birini inceleyerek objektif biçimde yaklaşılmaya çalışılacaktır. 

BERÜ – TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no:47304/07) 

Dava, Gazal Berü isimli çocuğun Bingöl’de bir mezarlığı çevresinde arkadaşları ile dolaşırken beş veya altı köpeğin saldırısına uğraması sonucu hayatını kaybetmesini ele almaktadır. 

Başvurucular sokak köpeklerinin jandarmaya ait olduğunu, ait olmasa dahi bilgileri dahilinde olduğunu dolayısıyla AİHS Madde 2’nin (Yaşama hakkı) ihlal edildiğini iddia etmişlerdir. 

AİHM, öncelikle köpeklerin jandarmanın zimmetinde olmadığını saptamıştır. Devamında, ‘’AİHS (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi) bağlamında, yaşama karşı her türlü tehditin gerçekleşmesini önceleyici somut önlemler alma yükümlülüğü yetkililere katlanılmaz ve aşırı bir yük yüklemeyecek şekilde yorumlanmalıdır.’’ diyerek devletin pozitif yükümlülüğünün sınırları olduğunu ifade etmiştir. 

Yetkililerin sorumluluklarına gidebilmek için ‘’Sözkonusu bağlamda pozitif bir yükümlülüğün mevcudiyeti sonucuna ulaşabilmek için yetkililerin o anda belirli bir kişinin gerçek ve ani bir şekilde tehdit edildiğinden haberdar olduklarının veya haberdar olmaları gerektiğinin’’ ifade etmiştir. 

AİHM, sokak köpeklerinin o bölgede sorun yarattığının bilinmesinin; devlete bu konuda pozitif yükümlülük yüklemediğini yani önlem almasını gerektirecek yakın bir tehlike bulunmadığını ifade etmiştir. Dolayısıyla bu trajik olay sonucu gelişen davada devletin yükümlü olmasının devlete orantısız külfet yükleyeceği sonucuna ulaşarak, başvurucunun 860.000 TL’lik (dava tarihinde 430.000 Euro) maddi tazminat talebini reddetmiş ve 3000 Euro tazminat ödenmesi gerektiği kanaatinde olduğunu ifade etmiştir. 

Sonuç olarak; yaşadığı köyde sokak köpeği saldırıları daha önce de gerçekleşen bir mezarlığın çevresinde dolaşırken 5-6 köpeğin saldırısı sonucu hayatını kaybeden bir çocuğun dava konusu edildiği olayda AİHM’in değerlendirmesi sokak köpeklerinin neden olduğu ani ölüm tehlikesinden yetkililerin haberdar oldukları ya da haberdar olmuş olmaları gerektiği sonucuna hiçbir şekilde ulaşılamayacağı dolayısıyla pozitif yükümlülük yüklenemeyeceğidir. 

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile Sokak Köpeği Meselesinin Yorumu

AİHS 2. Madde 1. Fıkra 

”Herkesin yaşam hakkı yasanın koruması altındadır. Yasanın ölüm cezası ile cezalandırdığı bir suçtan dolayı hakkında mahkemece hükmedilen bu cezanın yerine getirilmesi dışında hiç kimse kasten öldürülemez. ”

Maddenin ruhuna yorumladığımızda hükmün somut ve etkin bir koruma sağlanması öngörülmüştür. 

AİHM’in Osman – Birleşik Krallık kararında (20 Ekim 1998) “iddia edilen her risk makamların bu riskin gerçekleşmesinin önlenmesi için eylemsel tedbirler alma gibi bir Sözleşme gereğini yerine getirmeyebilir’’ diyerek devlete yüklenebilecek yükümlülüğün sınırlarını çizmiştir. Kanaatimizce tartışma konusu; AİHM’in sokak köpeği meselesini yetkili makamların eylemsel tedbir alması gereken bir risk oluşturup oluşturmadığı yönündeki yorumudur.

Yukarıda örnek verdiğimiz karardan yola çıkarak, AİHM’in ‘sokak köpeği’ meselesini yorumlarken yetkili makamların önleyici eylemsel tedbirler alacağı bir risk olarak değerlendirmediğini görüyoruz. Ancak her vakanın kendine özel durumu olduğunu, Mahkemelerin içtihat değişikliklerine her zaman gidebileceğini hatırlamakta fayda olduğu kanaatindeyiz.

Av. İsmail ÖZDEMİR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir