<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İsmail Özdemir</title>
	<atom:link href="https://ismailozdemir.av.tr/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ismailozdemir.av.tr</link>
	<description>Hukuki Sorunlarınızı Bizimle Aşın</description>
	<lastBuildDate>Mon, 24 Aug 2026 14:44:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.5</generator>

<image>
	<url>https://ismailozdemir.av.tr/wp-content/uploads/2024/05/cropped-faviconrr-32x32.png</url>
	<title>İsmail Özdemir</title>
	<link>https://ismailozdemir.av.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sosyal Ağ Sağlayıcılarının Hukuki Sorumluluğu: ABD, AB ve Türkiye Modelleri</title>
		<link>https://ismailozdemir.av.tr/2026/08/24/sosyal-ag-saglayicilarinin-hukuki-sorumlulugu-abd-ab-ve-turkiye-modelleri/</link>
					<comments>https://ismailozdemir.av.tr/2026/08/24/sosyal-ag-saglayicilarinin-hukuki-sorumlulugu-abd-ab-ve-turkiye-modelleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. İsmail ÖZDEMİR]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Aug 2026 12:35:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[Fikri Mülkiyet Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[5651 Sayılı Kanun]]></category>
		<category><![CDATA[ABD Madde 230]]></category>
		<category><![CDATA[Bilişim Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Ağ Sağlayıcılarının Sorumluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Veri Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ismailozdemir.av.tr/?p=14592</guid>

					<description><![CDATA[GİRİŞ İnternetin kitlesel bir iletişim ortamına dönüşmesiyle birlikte kullanıcıların ürettiği hukuka aykırı içerikler karşısında sosyal ağ sağlayıcılarının sorumluluğu, bilişim hukukunun en tartışmalı meselelerinden biri haline gelmiştir. Kullanıcının ürettiği hukuka aykırı paylaşım üzerinde sosyal ağ sağlayıcısının hukuken sorumluluğu nedir? Bu soruya verilen cevaplar ülkelerin, ifade özgürlüğüne; kamu düzenine ve teknolojik gelişime atfettikleri önceliğe göre değişmekte ve...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>GİRİŞ</strong></h3>
<p>İnternetin kitlesel bir iletişim ortamına dönüşmesiyle birlikte kullanıcıların ürettiği hukuka aykırı içerikler karşısında sosyal ağ sağlayıcılarının sorumluluğu, bilişim hukukunun en tartışmalı meselelerinden biri haline gelmiştir. Kullanıcının ürettiği hukuka aykırı paylaşım üzerinde sosyal ağ sağlayıcısının hukuken sorumluluğu nedir? Bu soruya verilen cevaplar ülkelerin, ifade özgürlüğüne; kamu düzenine ve teknolojik gelişime atfettikleri önceliğe göre değişmekte ve kanaatimizce günümüzde birbirinden belirgin biçimde ayrışan üç model ortaya çıkarmaktadır: Platformlara geniş bir dokunulmazlık alanı tanıyan Amerikan modeli, platformların ölçeğine göre kademeli yükümlülükler öngören Avrupa Birliği modeli ve devlet denetimini esas alan Türk modeli. Yazımızda sırasıyla bu modelleri inceleyeceğiz. İlk sırada;</p>
<h3><strong>İnterneti Var Eden Yirmi Altı Kelime: Madde 230 ve ABD Modeli</strong></h3>
<p>1996 tarihli İletişim Ahlakı (Communications Decency Act) kanunu kapsamında düzenlenen; <strong>teknoloji şirketlerini üçüncü kişilerce üretilen içeriklerden doğan hukuki sorumluluktan istisna tutan</strong> Madde 230, ABD kamuoyunda son günlerde sıkça tartışma konusu olmaktadır.</p>
<p>Madde 230, ABD Kongresi tarafından, henüz gelişiminin başlangıcındaki internet sektörünü olası tazminat davalarından korumak amacıyla yürürlüğe koyulmuştur.</p>
<p>Bu hüküm ile platformlar geleneksel bir gazete gibi <strong>&#8220;yayıncı&#8221;</strong> olarak değil, tarafsız bir <strong>&#8220;dağıtıcı&#8221;</strong> olarak değerlendirilmiş ve hukuki sorumlulukları da bu esas ile konumlandırılmıştır.</p>
<p>Doktrinde <em><strong>&#8220;interneti var eden yirmi altı kelime&#8221;</strong> </em>olarak anılan Madde 230&#8217;un c fıkrasının 1. bendi <strong><em>etkileşimli bilgisayar hizmeti sunan hiçbir sağlayıcının, başka bir içerik sağlayıcısınca üretilen bilginin yayıncısı sayılamayacağını</em></strong> hükme bağlar. Bu düzenleme platformlara, kullanıcılarının olası hukuka aykırı paylaşımlarına karşı koruma sağlar.</p>
<p>Madde 230&#8217;un pratikteki kapsamı büyük ölçüde içtihatla şekillenmiştir. <strong>1997 tarihli Zeran v. America Online kararında</strong> Mahkeme, platforma bildirim yapılmış olsa dahi <em>&#8220;dağıtıcı sorumluluğu&#8221;</em> yüklenemeyeceğine hükmederek dokunulmazlığı bildirim sonrası pasiflik hâllerini de kapsayacak biçimde geniş yorumlamıştır. Bu yorum ile platformların, kullanıcıları tarafından yüklenen hukuka aykırı içerikleri bilseler dahi sorumlu olmayacakları yönünde içtihat gelişmiştir.</p>
<p>Son yıllarda bu dokunulmazlığın sınırları yasama yoluyla daraltılmaktadır. 2018 tarihli FOSTA-SESTA yasası ile platformların hukuki ve cezai sorumlulukları artırılmıştır. Yasaya göre <strong>cinsel istismar ve insan ticaretinin kolaylaştırılmasına yönelik içeriklerde</strong> Madde 230 korumasını kaldırılmıştır. Düzenleme ile mağdur haklarını güçlendirilmesi hedeflenmiştir. ABD kamuoyunda bu yasa teknoloji şirketlerinin dava edilme korkusuyla yasal içerikleri de silmesine yol açtığı ve sansür yaratarak ifade özgürlüğünü kısıtladığı gerekçesiyle eleştirilmiştir. Dolayısıyla <strong class="rQesXe MPyX" data-sfc-cp="" data-sfc-root="ep" data-complete="true" data-processed="true" data-copy-service-computed-style="font-family: &quot;Google Sans&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px; font-weight: 700; margin: 0px; text-decoration: none; border-bottom: 0px rgb(10, 10, 10);"><span data-subtree="aimfl" data-processed="true" data-copy-service-computed-style="font-family: &quot;Google Sans&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px; font-weight: 700; margin: 0px; text-decoration: none; border-bottom: 0px rgb(10, 10, 10);">Amerikan modeli</span><!--TgQPHd|||[]--></strong>, ifade özgürlüğüne dayanarak platformların hukuki ve cezai muafiyetini mutlak kabul etse de yeni yasalar ve mahkeme kararlarıyla bu dokunulmazlık giderek zayıflamaktadır.<!--TgQPHd|||[]--></p>
<h3><strong>AB Modeli: Dijital Hizmetler Yasası (DSA)</strong></h3>
<p>Avrupa Birliği&#8217;nin 2022 yılında kabul ettiği ve 25 Ağustos 2023 tarihi itibariyle uygulanmaya başlayan Dijital Hizmetler Yasası (Digital Services Act, DSA) ne ABD tipi kapsamlı bir dokunulmazlık ne de doğrudan idari müdahale öngörür. Bunlar yerine platformların büyüklüğüne ve kullanıcı tipinin risk düzeyine göre kademelenen bir &#8220;düzenlenmiş sorumluluk&#8221; rejimi kurar.</p>
<p>Tüm sosyal ağ sağlayıcılarının bildirim &#8211; eylem mekanizması kurmakla yükümlü kılınmıştır. Ayrıca AB&#8217;de 45 milyonu aşkın aylık kullanıcıya ulaşan <em>&#8220;çok büyük çevrimiçi platformlar&#8221;</em> (VLOP) için ayrıca yıllık bağımsız risk değerlendirmesi gibi yükümlülükleri öngörülmüş ihlal halinde <strong>küresel yıllık cironun %6&#8217;sına kadar idari para cezaları</strong> öngörülmüştür. Bu haliyle DSA dava muafiyetini reddederken içerik kaldırma yetkisini devlete devretmek yerine platformları <strong>kendi risklerini yönetmekle sorumlu tutan bir denetim anlayışı</strong> benimser.</p>
<h3><strong>Türkiye Modeli: 5651 Sayılı Kanun ve Devlet Denetimi</strong></h3>
<p>Türkiye&#8217;de dijital alanın hukuki çerçevesi, kamu düzeni ve devletin denetim yetkisi esas alınarak biçimlendirilmiştir. Bu yaklaşımın dayanağı, 2007 tarihli 5651 sayılı <em>&#8220;İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun&#8221;</em>dur.</p>
<p>Sorumluluk mekanizması birbirinden keskin şekilde ayrılan tanımlarla düzenlenmiştir. Kanunun 2. maddesi üç ayrı aktör tanımlar: İçeriği bizzat üreten içerik sağlayıcı, başkalarına ait içerikleri barındıran yer sağlayıcı ve kullanıcıları internete bağlayan erişim sağlayıcı. Ayrım pratikte belirleyicidir: İçerik sağlayıcı ürettiği içerikten <strong>doğrudan</strong> sorumluyken, yer ve erişim sağlayıcılar kural olarak yalnızca kendilerine yapılan <strong>bildirim sonrasında</strong> harekete geçmemeleri hâlinde sorumlu tutulurlar.</p>
<p>Sorumluluk iki mekanizma üzerinden yürür:</p>
<p>İlki <strong>uyar-kaldır</strong> usulüdür: Yer sağlayıcılar içerikleri genel olarak denetlemekle yükümlü değildir ancak BTK tarafından hukuka aykırılık bildirimi yapıldığında veya Mahkeme kararı tebliğ edildiğinde içeriği kaldırmak zorundadır.</p>
<p>İkincisi, 8. maddedeki katalog suçlar esasına dayanan <strong>erişim engelleme sistemidir</strong>: İntihara yönlendirme ve çocukların cinsel istismarı gibi belirli suç tipleri bakımından BTK veya sulh ceza hâkimlikleri engelleme kararı verebilmekte ve platformlar bu kararı dört saat içinde uygulamak zorundadır.</p>
<p><strong>Yargısal Denetim</strong><br />
Kanunun uygulanma biçimi hem AİHM hem de Anayasa Mahkemesi tarafından defalarca denetlenmiştir. <strong>AİHM, Ahmet Yıldırım v. Türkiye (2012)</strong> kararında bir erişim engelinin ilgisiz sayfaları da kapsayacak şekilde genişletilmesini öngörülebilirlik ve orantılılık ilkelerine aykırı bularak Sözleşme&#8217;nin 10. maddesinin ihlal edildiğine hükmetmiş; <strong>Cengiz ve Diğerleri v. Türkiye (2015)</strong> kararında ise on videodan ötürü YouTube&#8217;un tamamına erişimin engellenmesinin <em><strong>&#8220;kanunilik&#8221;</strong></em> şartını dahi karşılamadığına karar vermiştir. İç hukukta Anayasa Mahkemesi, Wikimedia Foundation başvurusunda (2019) iki URL nedeniyle Wikipedia&#8217;nın tamamına yönelik yaklaşık üç yıl süren engelin ölçüsüz olduğunu tespit etmiştir.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi&#8217;nin 11.10.2023 tarihli, E. 2020/76, K. 2023/172 sayılı kararıdır. Mahkeme, kişilik haklarının ihlali iddiasıyla sulh ceza hâkimliklerinden doğrudan erişim engeli veya içerik çıkarma kararı alınmasına imkân tanıyan 5651 sayılı Kanun&#8217;un 9. maddesini tümüyle iptal etmiştir; gerekçe olarak kapsam ve sınırların belirsizliği, itirazın etkisiz kalması ve ölçülülük ilkesine aykırılık gösterilmiştir. Karar 10 Ocak 2024&#8217;te Resmî Gazete&#8217;de yayımlanmış, 10 Ekim 2024 itibarıyla yürürlüğe girmiştir. Fakat günümüz itibariyle (24.08.2026) halen erişim engeli kararları sulh ceza hakimlikleri tarafından verilmeye devam etmektedir.</p>
<p><strong>Türkiye&#8217;de El Değiştiren Erişim Engeli </strong></p>
<p>31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete&#8217;de yayımlanan kanunla birlikte erişim engeli yetkileri <strong>Siber Güvenlik Başkanlığına (SGB)</strong> devredilmiş, SGB ise yalnızca 7 Ağustos 2026 tarihinde tek bir günde <strong>1.048</strong> alan adını erişime engellemiştir.</p>
<p>Uygulamanın fiili ölçeği bağımsız istatistiklerle somutlaşmaktadır. İfade Özgürlüğü Derneği&#8217;nin EngelliWeb 2023 Raporu&#8217;na göre yalnızca 2023 yılında <strong>240.857</strong> yeni alan adına erişim engellenmiş. 2006&#8217;dan 2025 yılı sonuna kadar engellenen toplam alan adı sayısı 1.505.484&#8217;e ulaşmış; aynı yıl verilen kararların büyük çoğunluğunu (202.639 karar) <strong>doğrudan BTK</strong> vermiştir. Bu rakamlar kararların sistematik bir pratikle verildiğini göstermektedir.</p>
<h3>Sonuç</h3>
<p>ABD&#8217;nin Madde 230 yaklaşımı, teknoloji şirketlerinin küresel büyümesine imkân tanımış ancak günümüzde yüksek yargı kararları ve yasama faaliyetleri ile süregelen bir yeniden tanımlanma sürecine girmiştir. T</p>
<p>ürkiye&#8217;de 5651 sayılı Kanun siber suçlarla hızlı mücadele imkânı sunmakla birlikte ifade özgürlüğünü ölçüsüz biçimde sınırlandırdığı yönünde eleştirilere konu olmuştur.</p>
<p>AB&#8217;de Dijital Hizmetler Yasası ise sorumluluğu ne tümüyle ortadan kaldıran ne de devlete devreden bir üçüncü yol sunmakta ancak uygulama pratiği henüz olunlaşmaktadır.</p>
<p>Üç model de dönüşüm halindedir ve dönüşümün platformlara daha çok hukuki ve cezai sorumluluk yükleyen kullanıcı güvenliğini gözeten bir çerçeveye doğru evrilmesi beklenmektedir.</p>
<h3><strong>KAYNAKÇA</strong></h3>
<ol>
<li>Communications Decency Act of 1996, 47 U.S.C. § 230.</li>
<li>Kosseff, J. (2019). The Twenty-Six Words That Created the Internet. Cornell University Press.</li>
<li>Zeran v. America Online, Inc., 129 F.3d 327 (4th Cir. 1997).</li>
<li>Gonzalez v. Google LLC, 598 U.S. 617 (2023).</li>
<li>Moody v. NetChoice, LLC, 603 U.S. 707 (2024).</li>
<li>Allow States and Victims to Fight Online Sex Trafficking Act (FOSTA-SESTA), Pub. L. No. 115-164, 132 Stat. 1253 (2018).</li>
<li>İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun, Kanun No. 5651 (2007), R.G. S. 26530.</li>
<li>Ahmet Yıldırım v. Turkey, App. No. 3111/10, AİHM, 18 Aralık 2012.</li>
<li>Cengiz and Others v. Turkey, App. Nos. 48226/10 ve 14027/11, AİHM, 1 Aralık 2015.</li>
<li>Anayasa Mahkemesi, Wikimedia Foundation Inc. ve Diğerleri Başvurusu, B. No: 2017/22355, 26.12.2019.</li>
<li>Anayasa Mahkemesi, E. 2020/76, K. 2023/172, 11.10.2023 (R.G. 10.01.2024, S. 32425).</li>
<li>İfade Özgürlüğü Derneği. (2024). EngelliWeb 2023.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ismailozdemir.av.tr/2026/08/24/sosyal-ag-saglayicilarinin-hukuki-sorumlulugu-abd-ab-ve-turkiye-modelleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İNSANİ KRİZLERDE ÇOCUK HAKLARI</title>
		<link>https://ismailozdemir.av.tr/2026/08/14/insani-krizlerde-cocuk-haklari/</link>
					<comments>https://ismailozdemir.av.tr/2026/08/14/insani-krizlerde-cocuk-haklari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. İsmail ÖZDEMİR]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Aug 2026 08:44:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ismailozdemir.av.tr/?p=14539</guid>

					<description><![CDATA[İnsani Krizlerde Çocuk Hakları: Uluslararası Protokoller ve Türkiye 1. GİRİŞ &#160; &#160; &#160;İnsani krizler çocuklar açısından aşırı kırılganlıklar doğurur ve devletlere hem ihlale yol açmama gibi negatif yükümlülükler; hem de pozitif yükümlülükler yükler. Bu bağlamda; çocuğun üstün yararı, ayrımcılık yasağı, yaşama ve gelişme hakkı, etkili başvuru hakkı gibi temel ilkeler kritik önem arz eder. Kriz...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="14539" class="elementor elementor-14539">
				<div class="elementor-element elementor-element-92523e3 e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="92523e3" data-element_type="container" data-e-type="container">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-b60e229 elementor-widget elementor-widget-heading" data-id="b60e229" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="heading.default">
				<div class="elementor-widget-container">
					<h2 class="elementor-heading-title elementor-size-default">İnsani Krizlerde Çocuk Hakları:
Uluslararası Protokoller ve Türkiye</h2>				</div>
				</div>
					</div>
				</div>
		<div class="elementor-element elementor-element-a763f02 e-con e-atomic-element e-flexbox-base " data-id="a763f02" data-element_type="e-flexbox" data-e-type="e-flexbox" data-interaction-id="a763f02">
    			<h2 data-interaction-id="36249b0" class="e-heading-base">1. GİRİŞ</h2>
		
</div>
<div class="elementor-element elementor-element-1029ee6 e-con e-atomic-element e-flexbox-base " data-id="1029ee6" data-element_type="e-flexbox" data-e-type="e-flexbox" data-interaction-id="1029ee6">
    			<p class="e-paragraph-base" data-interaction-id="2210ab4">&nbsp; &nbsp; &nbsp;İnsani krizler çocuklar açısından aşırı kırılganlıklar doğurur ve devletlere hem ihlale yol açmama gibi negatif yükümlülükler; hem de pozitif yükümlülükler yükler. Bu bağlamda; çocuğun üstün yararı, ayrımcılık yasağı, yaşama ve gelişme hakkı, etkili başvuru hakkı gibi temel ilkeler kritik önem arz eder. Kriz ve çatışma hâllerinde özel hüküm genel hükmü ilga eder (lex specialis derogat legi generali) ilkesi uyarınca uluslararası insancıl hukuk özel hükümler getirse de, uluslararası insan hakları hukuku ve mülteci hukuku eşzamanlı biçimde uygulanır; özellikle geri göndermeme (non-refoulement), orantılılık ve ayrım gözetmeme ilkeleri çocuklar bakımından yükseltilmiş bir koruma eşiği sağlar. Bu çerçevede, Gazze’de çocukların sistematik biçimde sivil hedeflerle birlikte zarar görmesi, Lübnan iç savaşında çocukların çatışmaya zorla katılması ve Suriye iç savaşında milyonlarca çocuğun zorunlu göçe maruz kalması; ilkelerin sahada ne ölçüde hayati olduğunu göstermektedir.<br><br>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Yazımızda çocuk hakları hakkında uluslararası protokol ve saha örnekleri ile Türkiye’ye yansımasının ortaya konulması hedeflenmiştir. 1924 Cenevre Çocuk Hakları Bildirgesi ile hayırseverlikten “hak merkezli” yaklaşıma geçiş; 1993 Viyana Bildirgesi ve Eylem Programı ile ana akımlaştırma ve devletin aktif yükümlülükleri; 2000 tarihli bağlayıcı nitelikteki iki “hard law” enstrümanı olan Çocukları Silahlı Çatışmalara Dahil Olmaları Konusundaki İhtiyari Protokol (OPAC) ve Palermo Protokolü ile önleme-koruma-kovuşturma ekseninde somut yükümlülüklerin tahkim edilmesi ve nihayet 2012 CPMS (İnsani Eylemde Çocuk Koruma Asgari Standartları) ile operasyonel standartların sahaya tercümesi incelenecektir. Ayrıca çocuk hakları kapsamında dünyada normatif çerçeveyi şekillendiren uluslararası anlaşma ve protokolleri; kapsam, sahada uygulaması, getirdiği normatif yenilikler ve hukuki değerlendirmeler başlıklarıyla çözümleyeceğiz. Bu çözümleme, Türkiye’de çocuk hakları hususundaki normatif düzenleme açığını görünür kılarak; bu açığın etkili giderimi önerileriyle tamamlanacaktır.<br><br></p>
		
</div>
<div class="elementor-element elementor-element-9baa6e6 e-con e-atomic-element e-flexbox-base " data-id="9baa6e6" data-element_type="e-flexbox" data-e-type="e-flexbox" data-interaction-id="9baa6e6">
    			<h2 data-interaction-id="f61f86c" class="e-heading-base">2. ULUSLARARASI PROTOKOLLER VE STANDARTLAR</h2>
		
</div>
<div class="elementor-element elementor-element-1d3886d e-con e-atomic-element e-flexbox-base " data-id="1d3886d" data-element_type="e-flexbox" data-e-type="e-flexbox" data-interaction-id="1d3886d">
    			<p class="e-paragraph-base" data-interaction-id="5926e57">&nbsp; &nbsp; &nbsp;Çocuk hakları hususunda düzenlenen ve bu konuda ilkeleri ortaya koyan uluslararası protokoller aşağıda verilmiştir.<br><br><strong id="e-msspqsia-5jjynw9">1924 Cenevre Çocuk Hakları Bildirgesi <br>1993 Viyana Bildirgesi ve Eylem Programı 2000 OPAC: ÇHS’ye Ek: Çocukların Silahlı Çatışmalara Katılımına İlişkin İhtiyari Protokol <br>2000 Palermo Protocol İnsan Ticareti, Özellikle Kadın ve Çocuk Ticaretinin Önlenmesine, Durdurulmasına ve Cezalandırılmasına İlişkin Protokol <br>2012 CPMS: İnsani Yardım Faaliyetlerinde Çocuk Koruma için Asgari Standartlar</strong><br><br>Çocuk hakları kapsamında bu protokoller sırayla: normatif çerçeve ve getirdiği yenilikler, ilkeler, kavramlar, devletlere yüklediği yükümlülükler; protokol hakkında hukuki değerlendirmemiz ve saha örneklerini içerek şekilde incelenecektir.<br><br></p>
		
</div>
<div class="elementor-element elementor-element-67571fb e-con e-atomic-element e-flexbox-base " data-id="67571fb" data-element_type="e-flexbox" data-e-type="e-flexbox" data-interaction-id="67571fb">
    			<h2 data-interaction-id="7e9be55" class="e-heading-base">I. Cenevre Çocuk Hakları Beyannamesi (1924)</h2>
		
</div>
<div class="elementor-element elementor-element-750934f e-con e-atomic-element e-flexbox-base " data-id="750934f" data-element_type="e-flexbox" data-e-type="e-flexbox" data-interaction-id="750934f">
    			<p class="e-paragraph-base" data-interaction-id="85c447d">&nbsp; &nbsp; &nbsp;Cenevre Çocuk Hakları Beyannamesi diğer adıyla Çocuk Hakları Bildirgesi çocuk hakları alanında kabul edilmiş ilk uluslararası yasal belgedir. Birinci Dünya Savaşı’nın yıkımı sonrasında kabul edilen Cenevre Çocuk Hakları Beyannamesi, çocuklara özgü hakların varlığını bir hükümetler arası metin ile ilk kez açık biçimde teyit ederek, hayırseverlik eksenli “koruma” anlayışını normatif bir “haklar ve yükümlülükler” zeminine taşıdı. Beş temel ilke; çocuğun maddi–manevi gelişimi için gerekli imkânların sağlanması, muhtaç çocuğun öncelikle desteklenmesi, felaket anlarında yardımı ilk alanlar arasında çocuğun yer alması, geçimini sağlayabilecek bir konuma getirilmesi ve her türlü sömürüye karşı korunması ile toplumsal sorumluluk bilincinin verilmesi şeklinde sıralanır. Bu ilkeler, çocuk yararı ve önceliği kavramını uluslararası alanda görünür kılarak sonraki yasal mimarinin temelini attı. <br><br>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Bildirge, Eglantyne Jebb’in (Save the Children kurucusu) savaşın ardından Avrupa’da yaygın açlık ve yoksulluğa maruz kalan çocuklar için yürüttüğü kampanyaların doğrudan ürünüdür; Jebb’in hazırladığı taslak metin, 1924’te Milletler Cemiyeti Genel Kurulu tarafından kabul edilmiştir. Böylece devletlerin ve yetişkinlerin çocuklara karşı özel yükümlülükleri olduğu fikri, ilk kez uluslararası siyasal düzlemde formüle edilmiştir. Metin hukuken bağlayıcı olmasa da, devlet başkanları ve hükümetlerce iç hukuka yansıtılması taahhüt edilmiş; 1934’te yeniden teyit edilerek bir “Çocuk Refahı Şartı” gibi sembolik ve yönlendirici bir işleve kavuşmuştur.<br><br>&nbsp; &nbsp; &nbsp; Etkisi bakımından Cenevre Çocuk Hakları Beyannamesi, çizdiği normatif çerçeveyi genişleten 1959 BM Çocuk Hakları Bildirgesi ve bağlayıcı nitelik kazanan 1989 BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme (ÇHS)’nin doğrudan öncülüdür. Çocuğun destek ve korumada önceliği, sömürüye karşı korunma ve gelişim için asgari şartların sağlanması gibi ilkeler, bu sonraki belgelerde yaşama, gelişme, korunma ve katılım gibi sistematik hak kategorilerine dönüştürülmüştür. Böylece 1924’teki tarihsel kırılım, çocuğu yardımın nesnesi olmaktan çıkarıp hak öznesi olarak tanıyan çağdaş çocuk hukukuna giden yolu açmıştır. Bu bakımdan aşağıda üç başlık altında inceleyecek olursak:<br><br><strong id="e-mssq20hx-bt7j3dy">a) Normatif Çerçeve ve Getirdiği Yenilikler</strong><br>Birinci Dünya Savaşı sonrasında kabul edilen bu bildirge, çocukların yalnızca yardım nesnesi değil, korunması gereken birer hak öznesi olduğunu ortaya koyan ilk uluslararası metindir. Beş temel ilke, çocuğun fiziksel ve ruhsal gelişimi için gerekli imkanların sağlanması, muhtaç olanın öncelikle desteklenmesi, felaket zamanlarında yardımdan ilk yararlananın çocuk olması, üretken bir birey haline getirilmesi ve her türlü sömürüye karşı korunmasıdır. Bu ilkeler, sonradan şekillenecek çocuğun üstün yararı ve özel koruma yükümlülüğü ilkelerinin öncüsü olmuştur.<br><br><strong id="e-mssq20hx-t93u2d1">b) Hukuki Değerlendirme</strong><br>Bildirge, Milletler Cemiyeti Genel Kurulu tarafından kabul edilmiş olup hukuken bağlayıcı değildir. Ancak, devletlerin iç hukuklarına yön veren “soft law” karakterli bir belge olarak sonraki düzenlemelerin yolunu açmıştır. 1959 BM Çocuk Hakları Bildirgesi ve 1989 BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme (ÇHS) doğrudan bu metinden esinlenmiştir. Ayrıca, ihlallerin önlenmesinde devletin pozitif yükümlülüklerini vurgulayan ilk uluslararası normatif dayanak niteliği taşır.<br><br><strong id="e-mssq20hx-c92ymfx">c) Saha Örneği</strong><br>1924 Bildirgesi’nin “felaket zamanında yardımdan ilk yararlanacak olan çocuk olmalıdır” ilkesi, özellikle Gazze’de yaşanan insani krizler bakımından dramatik biçimde ihlal edilmektedir. Çatışmalar sırasında binlerce çocuk hayatını kaybetmiş, yaralanan ya da ailesini kaybeden çocuklar refakatsiz veya korumasız kalmıştır. Elektrik, temiz su, sağlık hizmeti ve gıda tedarikine yönelik kısıtlamalar doğrudan çocukların yaşama hakkını ihlal etmekte; okulların hedef alınması nedeniyle eğitim hakkı fiilen ortadan kalkmaktadır. Ayrıca sürekli bombardıman altında büyüyen çocukların büyük bir bölümü travma sonrası stres bozukluğu(PTSD) ve kronik psikolojik rahatsızlıklarla karşı karşıyadır. Bu tablo, 1924 Bildirgesi’nin insani krizlerde çocuğun korunmasına ilişkin öngördüğü ilkelerin hâlâ sahada en çok göz ardı edilen hükümler olduğunu göstermekte; çocukların yaşama, gelişme ve korunma haklarının soyut birer prensip olmaktan çıkıp somut mekanizmalarla güvence altına alınmasının zorunluluğunu ortaya koymaktadır.<br></p>
		
</div>
<div class="elementor-element elementor-element-03cc251 e-con e-atomic-element e-flexbox-base " data-id="03cc251" data-element_type="e-flexbox" data-e-type="e-flexbox" data-interaction-id="03cc251">
    			<h2 data-interaction-id="61ae9be" class="e-heading-base">II. Viyana Bildirgesi ve Eylem Programı (1993)</h2>
		
</div>
<div class="elementor-element elementor-element-879b18b e-con e-atomic-element e-flexbox-base " data-id="879b18b" data-element_type="e-flexbox" data-e-type="e-flexbox" data-interaction-id="879b18b">
    			<p class="e-paragraph-base" data-interaction-id="139b288">&nbsp; &nbsp; &nbsp;1993 tarihli Viyana Bildirgesi ve Eylem Programı, Birleşmiş Milletler tarafından düzenlenen Dünya İnsan Hakları Konferansı’nda kabul edilmiştir ve çağdaş insan hakları hukukunun dönüm noktalarından biridir. Bildirge, insan haklarının evrenselliği, bölünmezliği, karşılıklı bağımlılığı ve birbirini güçlendirici niteliği ilkelerini teyit etmiştir. Böylece ekonomik, sosyal ve kültürel haklar ile medeni ve siyasi haklar arasında hiyerarşi bulunmadığı vurgulanmıştır. Çocuk hakları bakımından ise, bildirge, Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin(1989) evrensel düzeyde uygulanmasını teşvik etmiş, devletlerin çocukların özel korunmasına dair yükümlülüklerini yeniden teyit etmiştir.<br><br>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Hukuki açıdan, Viyana Bildirgesi bağlayıcı bir antlaşma değil, “soft law” niteliğinde bir uluslararası belgedir. Ancak BM Genel Kurulu tarafından kabul edilmiş olması, onun normatif ağırlığını artırmış; devletler üzerinde politika belirleme, ulusal mevzuat uyumu ve kurumsal yapılanma bakımından güçlü bir etki doğurmuştur. Bildirge’nin en önemli sonuçlarından biri, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR)’nin kurulmasını öngörmesidir. Bu kurum, insan hakları ihlallerinin küresel düzeyde izlenmesi ve raporlanmasında temel mekanizma haline gelmiştir.<br><br>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Çocuk haklarına özgü olarak Bildirge, çocuğun üstün yararı, kadın ve çocuklara yönelik şiddetin önlenmesi, mülteci ve göçmen çocukların korunması ve çocuk işçiliği ile mücadele alanlarında devletlere pozitif yükümlülükler yükleyen güçlü bir referans metin olmuştur. Ayrıca, silahlı çatışmalarda çocukların korunması, çocuk adalet sisteminin güçlendirilmesi ve çocuk haklarının eğitim yoluyla yaygınlaştırılması gibi konularda, daha sonra hazırlanacak protokollere ve ulusal eylem planlarına yön vermiştir. Bu kapsamda makalemizde benimsediğimiz yöntemle üç aşamalı şekilde ayrıntılı inceleyecek olursak:<br><br><strong id="e-msufhpms-y7vmw7d">a) Normatif Çerçeve ve Getirdiği Yenilikler</strong> <br>Bildirge, çocuk hakları açısından, ÇHS’nin (Çocuk Hakları Sözleşmesi) uygulanmasını güçlendirmiş, çocuğun üstün yararı, çocuk işçiliğiyle mücadele ve mülteci çocukların korunması gibi konuları devletler için öncelikli sorumluluk haline getirmiştir. <br><br><strong id="e-msufhpms-n51zxlm">b) Hukuki Değerlendirme</strong><br>Bağlayıcı bir antlaşma olmamakla birlikte, Viyana Bildirgesi “soft law” niteliğiyle devletlere mevzuat uyumu baskısı yapmış ve BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin kurulmasına öncülük etmiştir. Bu yönüyle çocuk haklarının uluslararası düzeyde izlenebilirliğini artırmıştır. <br><br><strong id="e-msufhpms-aqyw50i">c) Saha Örneği&nbsp;</strong><br>Suriye’deki iç savaş sonrasında milyonlarca çocuk aileleriyle birlikte göç etmek durumunda kalarak eğitim ve sağlık hizmetlerinden mahrum kalmışlardır. Bir kısmı zorla silahlı gruplara katılmış, bir kısmı ise çocuk işçiliği ve erken yaşta evlilik gibi ihlallere maruz kalmıştır. Bu tablo, bildirgede öngörülen “çocuğun üstün yararı” ilkesinin sahada nasıl göz ardı edildiğinin göstergesidir.<br><br></p>
		
</div>
<div class="elementor-element elementor-element-032cc6c e-con e-atomic-element e-flexbox-base " data-id="032cc6c" data-element_type="e-flexbox" data-e-type="e-flexbox" data-interaction-id="032cc6c">
    			<h2 data-interaction-id="17256f9" class="e-heading-base">III. Çocukların Silahlı Çatışmalara Katılımına İlişkin İhtiyari Protokol - OPAC (2000)</h2>
		
</div>
<div class="elementor-element elementor-element-29702cb e-con e-atomic-element e-flexbox-base " data-id="29702cb" data-element_type="e-flexbox" data-e-type="e-flexbox" data-interaction-id="29702cb">
    			<p class="e-paragraph-base" data-interaction-id="47b4339">&nbsp; &nbsp; &nbsp;2000 yılında BM Genel Kurulu tarafından kabul edilen ve 2002’de yürürlüğe giren Çocukların Silahlı Çatışmalara Katılımına İlişkin İhtiyari Protokol (OPAC), 1989 tarihli Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin (ÇHS) ek protokolüdür. Temel amacı, çocukların (18 yaş altı) silahlı çatışmalardan korunmasıdır. ÇHS’nin 38. maddesi, 15 yaş altı çocukların çatışmalara katılmasını yasaklamakla yetinirken, OPAC çıtayı yükseltmiş ve taraf devletlere çocukların askere alınmasında asgari yaş sınırını 18’e çıkarma yükümlülüğü getirmiştir. Bu yönüyle, çocuk haklarının korunmasında önemli bir “normatif ilerleme” olmuştur. Protokol, sadece devletlere değil, devlet dışı silahlı gruplara da atıf yaparak, çocukların hiçbir şekilde silahaltına alınamayacağını belirtmiştir. Ayrıca, savaş mağduru çocukların rehabilitasyonu, psikososyal desteği ve topluma yeniden kazandırılması için taraf devletlere pozitif yükümlülükler yüklemiştir. Böylece, çatışmaya zorlanan çocukların yalnızca mağduriyetinin tespiti değil, aynı zamanda haklarının etkin şekilde onarılması da hedeflenmiştir.<br><br>&nbsp; &nbsp; &nbsp; OPAC, bağlayıcı bir uluslararası sözleşme olup taraf devletlere önleme, koruma ve rehabilitasyon yükümlülükleri getirmektedir. Bu kapsamda, taraf devletler düzenli aralıklarla BM Çocuk Hakları Komitesi’ne rapor sunmakla mükelleftir. Ayrıca, Anayasa m. 90/son uyarınca Türkiye bakımından onaylanmış milletlerarası andlaşma niteliğindedir ve temel hak ve özgürlüklere ilişkin düzenlemeler içerdiğinden aynı hususta iç hukukta düzenlenennormlardan üstündür. (İstisna: İç hukuk daha geniş hak sağlıyorsa, o norm uygulanır.) Böylece, çocukların silahlı çatışmalara katılımının önlenmesi hem ulusal hem de uluslararasıhukuk açısından doğrudan uygulanabilir bir yükümlülük haline gelmiştir. Bu kapsamdaProtokol üç aşamalı şekilde incelendiğinde:<br><br><strong id="e-msufie62-25r977x">a) Normatif Çerçeve ve Getirdiği Yenilikler</strong><br>OPAC, 18 yaşından küçüklerin zorunlu askere alınmasını ve doğrudan çatışmalara katılmasınıyasaklamıştır. Devletlere, çocukların silahlı gruplar tarafından kullanılmasını önleme,rehabilitasyon ve topluma yeniden kazandırma yükümlülükleri getirmiştir. Böylece çocuğunüstün yararı ilkesini silahlı çatışma bağlamında somutlaştırmıştır.<br><br><strong id="e-msufie62-oazklet">b) Hukuki Değerlendirme</strong><br>Hukuki açıdan OPAC, Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin (ÇHS) ek protokolü olup bağlayıcıbir uluslararası andlaşmadır. Taraf devletlere hem negatif yükümlülük (çocukları çatışmayagöndermeme) hem de pozitif yükümlülük (önleme, koruma ve rehabilitasyon) yükler. Ayrıca,iç hukuka uyum sağlama ve raporlama zorunluluğu getirir.<br><br><strong id="e-msufie63-9ebty5s">c) Saha Örneği</strong><br>Suriye iç savaşında binlerce çocuk, silahlı gruplar tarafından savaşçı, gözcü veya haberci olarakkullanılmıştır. Bu durum, OPAC’ın en temel hükmü olan “çocukların çatışmalara katılımınınyasaklanması” ilkesinin sistematik şekilde ihlal edildiğini ortaya koyar. Aynı zamanda, savaşsonrasında rehabilitasyon ve topluma kazandırma yükümlülüklerinin sahada ne kadar kritikolduğunu göstermektedir.</p>
		
</div>
<div class="elementor-element elementor-element-c9bbe0a e-con e-atomic-element e-flexbox-base " data-id="c9bbe0a" data-element_type="e-flexbox" data-e-type="e-flexbox" data-interaction-id="c9bbe0a">
    			<h2 data-interaction-id="12eb052" class="e-heading-base">IV. Palermo Protokolü (2000)</h2>
		
</div>
<div class="elementor-element elementor-element-3b86a5f e-con e-atomic-element e-flexbox-base " data-id="3b86a5f" data-element_type="e-flexbox" data-e-type="e-flexbox" data-interaction-id="3b86a5f">
    			<p class="e-paragraph-base" data-interaction-id="d93d988">&nbsp; &nbsp; &nbsp;2000 yılında Birleşmiş Milletler bünyesinde kabul edilen ve 2003 yılında yürürlüğe giren Palermo Protokolü, BM Sınır aşan Örgütlü Suçlarla Mücadele Sözleşmesi’nin ek protokollerinden biridir. Protokolün temel amacı, insan ticaretinin önlenmesi, mağdurların korunması ve faillerin cezalandırılmasıdır. Özellikle kadınlar ve çocuklar, insan ticaretinden en çok etkilenen gruplar olarak vurgulanmış ve protokolde özel koruma hükümleriyle güvence altına alınmıştır. Çocuklar bakımından, “rıza”nın insan ticareti fiilini ortadan kaldırmadığı açıkça hükme bağlanmış yani çocuk ticareti her durumda yasaklanmıştır.<br><br>&nbsp; &nbsp; &nbsp; Hukuki açıdan Palermo Protokolü, taraf devletlere yükümlülükler getirir. Taraf devletler, insan ticaretini suç olarak düzenlemek, mağdurlara psikolojik ve sosyal destek sağlamak, çocukların korunmasına yönelik özel mekanizmalar oluşturmak ve uluslararası işbirliğini güçlendirmek zorundadır. Türkiye, 2000’de imzaladığı protokolü 2003’te onaylamış ve iç hukukta 5237 sayılı TCK’nın 80. maddesi ile insan ticaretini ayrı bir suç tipi olarak düzenlemiştir. Bu da protokolün doğrudan mevzuat uyumuna yol açan örneklerden biridir. Palermo Protokolü, günümüzde insan ticaretiyle mücadelede en önemli uluslararası belgelerden biri kabul edilmektedir. Çocukların özellikle savaş, göç ve yoksulluk koşullarında insan ticaretine maruz kaldığı dikkate alındığında, protokol devletlere yalnızca ceza hukuku değil; aynı zamanda idari, sosyal ve insani yükümlülükler yükleyerek çok boyutlu bir koruma mekanizması öngörmüştür. Bu kapsamda üç aşamalı şekilde Protokolü inceleyecek olursak:<br><br><strong id="e-mssqhkmg-3txxw4j">a) Normatif Çerçeve ve Yenilikler</strong><br>Protokol, insan ticaretini uluslararası alanda ilk kez tanımlamış ve çocuklar için “rıza”nın geçersiz olduğunu açıkça düzenlemiştir. Devletlere önleme, koruma ve kovuşturma yükümlülükleri yükleyerek çocukların yalnızca ceza hukuku değil, sosyal ve insani tedbirlerle de korunmasını öngörmüştür.<br><br><strong id="e-mssqhkmg-9399ycg">b) Hukuki Değerlendirme</strong><br>Bağlayıcı nitelikteki protokol, BM Sınır aşan Örgütlü Suçlarla Mücadele Sözleşmesi’nin ekidir. Türkiye 2000’de imzalamış, 2003’te onaylamış ve TCK m.80 ile insan ticaretini suç olarak düzenlemiştir. Bu, uluslararası normun iç hukuka doğrudan yansımasına örnektir.<br><br><strong id="e-mssqhkmg-uvilut4">c) Saha Örneği – Afgan Mülteci Çocuklar</strong><br>Afganistan’da Taliban rejimi yönetimi ele geçirdikten sonra ülkeden dışarıya toplu göç dalgaları başlamıştır. Bu durum birçok çocuğu erken evlilik, göç ettikleri ülkelerde çocuk işçiliği ve organ ticareti riskiyle karşı karşıya bırakmıştır. Palermo Protokolü’nün çocuklar için rızayı geçersiz sayması, bu çocukların görünürde “gönüllü” olsa da aslında sömürü mağduru olduğunu göstermektedir.</p>
		
</div>
<div class="elementor-element elementor-element-fd3234e e-con e-atomic-element e-flexbox-base " data-id="fd3234e" data-element_type="e-flexbox" data-e-type="e-flexbox" data-interaction-id="fd3234e">
    			<h2 data-interaction-id="794146b" class="e-heading-base">V. İnsani Yardım Faaliyetlerinde Çocuk Koruma için Asgari Standartlar - CPMS (2019)</h2>
		
</div>
<div class="elementor-element elementor-element-101e2d0 e-con e-atomic-element e-flexbox-base " data-id="101e2d0" data-element_type="e-flexbox" data-e-type="e-flexbox" data-interaction-id="101e2d0">
    			<p class="e-paragraph-base" data-interaction-id="c1a9840">&nbsp; &nbsp; &nbsp;İlk olarak 2012’de yayımlanan CPMS, uluslararası insani yardım aktörleri tarafından geliştirilen ve çocuk korumaya dair asgari standartları ortaya koyan bir rehberidir. 2019 yılında revizyon geçirerek standartlar güncellenmiştir. Save the Children, UNICEF ve UNHCR gibi kurumların katkısıyla hazırlanmış; insani krizlerde çocuklara yönelik müdahalelerin minimum güvenlik ve koruma eşiğini belirlemiştir. Hukuken bağlayıcı olmamakla birlikte, CPMS pratikte uluslararası teamül standardı haline gelmiş ve insani operasyonlarda sıkça referans alınan bir çerçeve olmuştur<br><br>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Standartlar, çocuğun üstün yararı, zarar vermeme ilkesi (do no harm), katılım hakkı ve ayrımcılık yasağı gibi temel prensipleri operasyonel düzeyde somutlaştırır. Çocukların ailelerinden ayrılma riski, cinsel sömürü, çocuk işçiliği, silahlı gruplarca kullanılma, travma ve eğitimden mahrum kalma gibi krizlerdeki başlıca risklere karşı koruma mekanizmaları öngörür. Ayrıca koordinasyon, veri yönetimi, eğitim ve izleme–değerlendirme gibi alanlarda da standartlar getirerek, insani yardımın yalnızca gıda–barınma değil, aynı zamanda çocukların haklarının korunması boyutunu da kapsamasını sağlamıştır. Bu kapsamda bildiriyi üç aşamalı şekilde analiz edecek olursak:<br><br><br><strong id="e-mssqkrsw-y646x9m">a) Normatif Çerçeve ve Getirdiği Yenilikler</strong><br>CPMS, çocuk korumayı insani yardımın ayrılmaz parçası haline getirmiştir. Çocuğun üstün yararı ve zarar vermeme ilkelerini operasyonel düzeyde tanımlamış; minimum standartlarla devletler, STK’lar ve BM kurumlarının uyması gereken ortak bir zemin yaratmıştır.<br><br><strong id="e-mssqkrsw-1cdypxm">b) Hukuki Değerlendirme</strong><br>Bağlayıcı bir uluslararası sözleşme değildir; ancak “soft law” niteliğinde olup uluslararası teamül standardı kazanmıştır. Devletler açısından doğrudan hukuki yükümlülük doğurmasa da, ihmal veya ihlallerin ölçülmesinde referans norm olarak kullanılır. Türkiye’de ve dünyada insani yardım örgütlerinin fiili rehberi haline gelmiştir.<br><br><strong id="e-mssqkrsw-rja89a7">c) Saha Örneği – Gazze</strong><br>Gazze’deki son çatışmalarda çocuklar bombardıman, yerinden edilme ve sağlık hizmetlerine erişim eksikliği nedeniyle en ağır bedeli ödemektedir. CPMS’in öngördüğü “öncelikli yardım” ve “çocuğun zarar görmesini önleme” standartları sahada çoğunlukla ihlal edilmiştir: Hastanelerin hedef alınması, eğitim kurumlarının yıkılması ve temel insani yardımların ulaştırılamaması, çocukların yaşama ve gelişme haklarını doğrudan zedelemiştir. CPMS burada, devletler ve insani aktörler için yalnızca rehber değil, aynı zamanda ihlal tespitinde ölçü norm işlevi görmektedir.<br></p>
		
</div>
<div class="elementor-element elementor-element-9ddfa55 e-con e-atomic-element e-flexbox-base " data-id="9ddfa55" data-element_type="e-flexbox" data-e-type="e-flexbox" data-interaction-id="9ddfa55">
    			<h2 data-interaction-id="4648346" class="e-heading-base">3. NORMATİF ÇERÇEVE</h2>
		
</div>
<div class="elementor-element elementor-element-ea39b9e e-con e-atomic-element e-flexbox-base " data-id="ea39b9e" data-element_type="e-flexbox" data-e-type="e-flexbox" data-interaction-id="ea39b9e">
    			<p class="e-paragraph-base" data-interaction-id="5fbc18f">&nbsp; &nbsp; Çocuk hakları alanında uluslararası düzenlemeler, insani krizlerin yarattığı ağır ihlallerin sonucunda gelişmiştir. 1924 tarihli Cenevre Bildirgesi, çocuğu ilk kez hak öznesi olarak tanımlamış, felaket zamanında öncelikli yardım ve sömürüye karşı koruma ilkeleriyle normatif çerçeveyi çizmiştir. Ardından 1993 tarihli Viyana Bildirgesi, insan haklarının evrenselliği ve bölünmezliği ilkesini teyit ederek çocuk haklarını ana akım insan hakları mimarisine dahil etmiş; mülteci ve yerinden edilmiş çocukların korunmasını öncelikli sorumluluk haline getirmiştir.<br><br>&nbsp; &nbsp; 2000 yılında kabul edilen iki önemli belge, bu ilkeleri bağlayıcı hale getirmiştir: Çocukların Silahlı Çatışmalara Katılımına İlişkin İhtiyari Protokol (OPAC), 18 yaşın altındaki çocukların askerî kullanımı ve çatışmalara katılımını yasaklamış; devletlere önleme, koruma ve rehabilitasyon yükümlülükleri yüklemiştir. Aynı yıl kabul edilen Palermo Protokolü ise insan ticaretini uluslararası alanda ilk kez tanımlamış, çocuklarda rızanın hiçbir hukuki değer taşımadığını ortaya koymuş ve devletlere hem ceza hukuku hem de sosyal politikalar yoluyla mücadele sorumluluğu yüklemiştir. Bu süreç 2012 tarihli Çocuk Koruma Asgari Standartları(CPMS) ile operasyonel düzeye taşınmıştır. CPMS, bağlayıcı bir sözleşme olmamakla birlikte,&nbsp; İnsani yardım faaliyetlerinde çocuk korumayı “asgari güvenlik eşiği” olarak belirlemiş, çocuğun üstün yararı ve zarar vermeme ilkesini sahada uygulanabilir standartlara dönüştürmüştür. Saha örnekleri incelendiğinde ise dünyanın farklı bölgelerinde çocukların yaşam hakkı, eğitim hakkı ve korunma hakkı sistematik biçimde ihlal edilmekte; silahlı gruplarca kullanılma, insan ticareti ve ağır travmalar çocukların geleceğini tehdit etmektedir. Bu tablo, normatif belgelerin yalnızca imzalanmasının yeterli olmadığını; uygulanabilir mekanizmaların, bağımsız izleme sistemlerinin ve çocuk odaklı insani müdahalelerin sürekliliğinin hayati olduğunu ortaya koymaktadır</p>
		
</div>
<div class="elementor-element elementor-element-c689690 e-con e-atomic-element e-flexbox-base " data-id="c689690" data-element_type="e-flexbox" data-e-type="e-flexbox" data-interaction-id="c689690">
    			<h2 data-interaction-id="21e1eb3" class="e-heading-base">4. SONUÇ</h2>
		
</div>
<div class="elementor-element elementor-element-7273ca6 e-con e-atomic-element e-flexbox-base " data-id="7273ca6" data-element_type="e-flexbox" data-e-type="e-flexbox" data-interaction-id="7273ca6">
    			<p class="e-paragraph-base" data-interaction-id="c49aec5">&nbsp; &nbsp; Uluslararası antlaşmalar ve protokoller, çocukların savaş ve kriz ortamında korunması için güçlü bir normatif mimari kurmuş olsa da bu mimarinin sahaya yansımasında ciddi bir “uygulama açığı” bulunmaktadır. Bağlayıcı protokoller imzalanmasına rağmen, çoğu devlet yükümlülüklerini yerine getirmekte yetersiz kalmakta; önleyici mekanizmalar işletilememekte, rehabilitasyon programları yetersiz kalmakta ve bağımsız denetim işlevsizleşmektedir. Bu noktada, insan haklarının evrenselliği ve çocuğun üstün yararı ilkesi, sahadaki ağır ihlallere karşı çoğu zaman yalnızca kâğıt üzerinde kalmaktadır. Gazze’de binlerce çocuğun bombardıman altında hayatını kaybetmesi, Lübnan iç savaşında çocukların silahlı gruplarca zorla çatışmalara katılması ya da Suriye iç savaşından Türkiye dahil dünyanın çeşitli ülkelerine sığınan milyonlarca göçmen çocuğun eğitimden ve sağlıktan mahrum kalması; uluslararası belgelerin sahadaki etkinliğinin sorgulanmasına yol açmaktadır. OPAC’ın çatışmalarda çocukların kullanılmasını yasaklamasına rağmen bu ihlallerin sistematik biçimde sürmesi, Palermo Protokolü’nün insan ticaretini tanımlamasına rağmen çocukların kayıt dışı işlerde ve erken yaşta evliliklerde istismar edilmesi; CPMS’in asgari standartlarına rağmen Gazze’de temel gıda, sağlık ve eğitim altyapısının çöktüğü koşullarda çocukların temel haklardan mahrum bırakılması, normatif düzeyle pratik arasındaki mesafeyi gözler önüne sermektedir. Bu tablo, çocuk hakları literatüründe de sıkça vurgulanan “implementation gap” kavramını doğrular niteliktedir. Yani sorun; normatif çerçevenin eksikliğinde değil, bu çerçevenin uygulanmasında ve denetlenmesindedir. Kitabi bilgiler ışığında, bu boşluğu kapatmanın yolu; devletlerin yalnızca imza ve onayla yetinmeyip iç hukuk uyumunu tamamlaması, idari kapasiteyi güçlendirmesi, bağımsız izleme mekanizmalarını işletmesi ve uluslararası işbirliğini etkin kılmasıdır. Aksi takdirde, insani krizlerde çocukların yaşama, gelişme ve korunma hakları, her yeni çatışmada yeniden ihlal edilen soyut idealler olmaktan öteye geçemeyecektir.<br><br>&nbsp; &nbsp; Türkiye bakımından ise, Anayasa m.90/son hükmü gereği temel haklara ilişkin uluslararası andlaşmaların kanunların üstünde olması çocuk hakları alanında ciddi bir fırsat yaratmaktadır ancak bu fırsatın gerçek anlamda kullanılabilmesi için uluslararası protokollerin yalnızca imzalanması değil, iç hukuka etkin biçimde yansıtılması, uygulamada kapasite ve kaynak sorunlarının aşılması ve bağımsız izleme mekanizmalarının işler hale gelmesi gerekir. Böylece Türkiye, hem kendi vatandaş çocuklarını hem de sınırları içindeki mülteci ve göçmen çocukları uluslararası standartlarla uyumlu şekilde koruyabilecektir.<br><br>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Son tahlilde, insani krizlerde çocukların korunması yalnızca devletlerin değil, tüm uluslararası toplumun ortak sorumluluğu olup, her aşamada “çocuğun üstün yararı” ilkesi rehber alınmadıkça bu alandaki normatif kazanımlar gerçek bir anlam taşımayacaktır.</p>
		
</div>
<div class="elementor-element elementor-element-21ca435 e-con e-atomic-element e-flexbox-base " data-id="21ca435" data-element_type="e-flexbox" data-e-type="e-flexbox" data-interaction-id="21ca435">
    			<h2 data-interaction-id="88b6e89" class="e-heading-base">KAYNAKÇA</h2>
		
</div>
<div class="elementor-element elementor-element-8523488 e-con e-atomic-element e-flexbox-base " data-id="8523488" data-element_type="e-flexbox" data-e-type="e-flexbox" data-interaction-id="8523488">
    			<p class="e-paragraph-base" data-interaction-id="03f61c0">1) Gözler, Kemal. “İnsan Hakları Normlarının Anayasaüstülüğü Sorunu”, 2000, s.25–46. Erişim:www.anayasa.gen.tr/insan.htm(erişim: 01.05.2004).Humanium. “Declaration of the Rights of the Child (1924) — Text.” Erişim:https://www.humanium.org/en/text-2/<br><br>2) OHCHR (Office of the High Commissioner for Human Rights). “Vienna Declaration andProgramme of Action.” Resmî sayfa: https://www.ohchr.org/en/instrumentsmechanisms/instruments/vienna-declaration-and-programme-action<br><br>3) OHCHR. “Optional Protocol to the Convention on the Rights of the Child on the involvementof children in armed conflict (OPAC).” (Resmî metin sayfası.)<br><br>4) OHCHR. “Protocol to Prevent, Suppress and Punish Trafficking in Persons, Especially Womenand Children (Palermo Protokolü).” (Resmî metin sayfası.)<br><br>5) The Alliance for Child Protection in Humanitarian Action. Minimum Standards for ChildProtection in Humanitarian Action (CPMS).(Resmî metin sayfası.)<br><br>6) Türkiye Cumhuriyeti. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m.80/2.<br><br>7) UNICEF. “Suriye’de Çocukların Durumu.” (Şubat 2020 raporu.)<br><br>8) UNICEF. “State of Palestine — Escalation Humanitarian Situation Report<br><br><br><br>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<strong id="e-mssqwsqa-1oxi7te">Av. İsmail ÖZDEMİR</strong></p>
		
</div>
<div class="elementor-element elementor-element-92c8b8c e-con e-atomic-element e-flexbox-base " data-id="92c8b8c" data-element_type="e-flexbox" data-e-type="e-flexbox" data-interaction-id="92c8b8c">
    
</div>
		</div>
		]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ismailozdemir.av.tr/2026/08/14/insani-krizlerde-cocuk-haklari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ÇIKARIMSAL VERİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ</title>
		<link>https://ismailozdemir.av.tr/2026/05/25/verininhukukiniteligi/</link>
					<comments>https://ismailozdemir.av.tr/2026/05/25/verininhukukiniteligi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. İsmail ÖZDEMİR]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 May 2026 23:56:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Fikri Mülkiyet Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ismailozdemir.av.tr/?p=14522</guid>

					<description><![CDATA[&#8221; Çıkarımsal Veri &#8221; Kavramının Hukuki Niteliği Günümüzde kişisel verilerin meta değerini bireylerin kendi rızalarıyla paylaştıkları ad, soyad veya doğum tarihi gibi ham veriler oluşturmamaktadır. Asıl ekonomik değer, bu ham verilerin algoritmik yöntemlerle işlenmesiyle ulaşılan kullanıcının tüketim eğilimlerini, siyasi görüşünü veya kredi risklerini ortaya koyan &#8220;çıkarımsal verilerde&#8221; yoğunlaşmaktadır.  Algoritmalar, kişileri onların dijital hareketlerine göre &#8220;yüksek...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<style>/*! elementor - v3.21.0 - 08-05-2024 */
.elementor-heading-title{padding:0;margin:0;line-height:1}.elementor-widget-heading .elementor-heading-title[class*=elementor-size-]>a{color:inherit;font-size:inherit;line-height:inherit}.elementor-widget-heading .elementor-heading-title.elementor-size-small{font-size:15px}.elementor-widget-heading .elementor-heading-title.elementor-size-medium{font-size:19px}.elementor-widget-heading .elementor-heading-title.elementor-size-large{font-size:29px}.elementor-widget-heading .elementor-heading-title.elementor-size-xl{font-size:39px}.elementor-widget-heading .elementor-heading-title.elementor-size-xxl{font-size:59px}</style>
<h2>
<h2 dir="ltr" style="line-height: 1.38; text-align: justify; margin-top: 0pt; margin-bottom: 4pt;">&#8221; Çıkarımsal Veri &#8221; Kavramının Hukuki Niteliği</h2>
</h2>
<p>Günümüzde kişisel verilerin meta değerini bireylerin kendi rızalarıyla paylaştıkları ad, soyad veya doğum tarihi gibi ham veriler oluşturmamaktadır. Asıl ekonomik değer, bu ham verilerin algoritmik yöntemlerle işlenmesiyle ulaşılan kullanıcının tüketim eğilimlerini, siyasi görüşünü veya kredi risklerini ortaya koyan <b>&#8220;çıkarımsal verilerde&#8221;</b> yoğunlaşmaktadır. </p>
<p>Algoritmalar, kişileri onların dijital hareketlerine göre <b>&#8220;yüksek değerli müşteri&#8221;</b> veya <b>&#8220;yüksek riskli kredi başvurucusu&#8221; </b>gibi etiketlerle sınıflandırmaktadırlar. Bu etiketler kişinin hangi ürünü, hangi fiyata göreceğine kadar hayatını doğrudan etkilemektedir.</p>
<p>Bütün bunların oluşturduğu ekonomiyi yaratan ‘‘çıkarımsal veri’’ ‘nin henüz hukuk dünyasında düzenlenmemiş olması özellikle gelecekte birçok sorunu beraberinde getirecektir.</p>
<p>Yazımızda çıkarımsal verilerin düzenlenmesini; kanaatimizce zorunlu kılan şu soruyu irdeleyeceğiz: <b>Veri sorumlusunun kendi yatırımı, yazılımı ve algoritmik emeğiyle ürettiği bu çıkarımlar, kişisel verinin bir uzantısı mıdır yoksa veri sorumlusunun fikri ve ekonomik bir ürünü müdür? Yani kişisel verilerin korunması hukuku ve fikri mülkiyet hukuku kapsamında kendine özgü niteliğe sahip bu kavramın hukuki nitelendirilmesini tartışacağız. </b></p>
<p><b>Çıkarımsal Verinin &#8220;Karma Nitelik&#8221; ‘i.</b></p>
<p>Kişisel verilerin korunması hukuku, kişilerin doğrudan veya dolaylı olarak paylaştığı veriler üzerinden şekillenmiştir. Günümüzde ise kişiler üzerinde daha etkili sonuçlar doğuran unsurlar, bu ham verilerden ziyade çıkarımsal verilerin sonuçlarından oluşmaktadır. Kişilerin veri öznesi olarak haklarının sadece paylaştıkları ham verilerle sınırlı tutulması, kişilerin <b>sistemin kendisi hakkında ne düşündüğünü ve kendisini nasıl konumlandırdığını</b> asla öğrenememesi sonucunu doğuracaktır. Bu durum da algoritmaların insanlar hakkında çıkarımlarının daha fazla dikkate alındığı gelecekte mağduriyetlere yol açacağı açıktır. Mağduriyet ve hak kayıplarının önüne geçilebilmesi için bu verilerin denetimi ve çıkan sonuçlarına karşı kişilere itiraz mekanizmalarının tanınması önemlidir.</p>
<p>Çıkarımsal verilerin hukuk düzeninde açıkça tanımlanmamış olmasını fırsat bilerek bu verilerin tamamen <b>veri sorumlusunun mülkiyet alanı içinde değerlendirilmesi </b>kişisel verilerin korunması hukukunun temel ilkelerine aykırıdır. Bu çalışmada savunduğum temel tez, çıkarımsal verilerin salt mülkiyet alanında olmadığı kişisel verilerin korunması hukuku kapsamında da değerlendirilerek <b>karma nitelikli</b> olduğudur. Karma niteliğe iki taraftan (veri sorumlusu ve veri öznesi) da bakacak olursak; bu veriler kişiyle ilişkilendirildikleri ve o kişi hakkında fiili sonuç doğurdukları ölçüde kişisel verinin uzantısıdır; aynı zamanda veri sorumlusunun emeğiyle ortaya çıktıkları için onun mülkiyet alanına aittir.</p>
<p>Ezcümle meselenin &#8220;veri mülkiyeti&#8221; ekseninde ele alınması yeterli olmayacaktır. Çıkarımsal veri kavramının, kişilerin veri öznesi sıfatıyla sahip oldukları hakları ile ham verilerin işlenmesiyle çıkarımsal verileri ortaya çıkaran veri sorumlusunun menfaatleri arasında adil ve dengeli bir sınır çizilerek düzenlenmesi gerekmektedir. </p>
<p><b>Menfaatler Dengesi: Erişim ve İtiraz Hakkının Sınırları</b></p>
<p>Bu dengenin kurulabilmesi için konuya mülkiyet odaklı değil; <b>erişim, itiraz ve şeffaflık</b> unsurları çerçevesinde yaklaşılmalıdır.</p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><b>Dijital Temsile Erişim Hakkı:</b> Veri öznesi olan kişi sistemdeki ham verilerinin yanında kendisi hakkında üretilen profil ve etiketleri de öğrenebilmelidir. Erişim hakkı veri sorumlusunun ticari sır niteliğindeki algoritmik modellerini açığa çıkaracak kadar sınırsız yorumlanamaz. Kişi üretilen <i>sonuca</i> erişebilmeli ancak bu sonucun arkasındaki<i> model mantığına</i> müdahale edememelidir. Örneğin; bankanın sizin hakkınızda verdiği <b>&#8220;Yüksek Riskli Müşteri &#8211; Kredi Verilemez&#8221; hükmünü ve bu hükmün gerekçesi olan etiketi</b> bilmeye hakkınız vardır fakat bankanın bu hükme varırken kullandığı <b>algoritmanın formülünü</b> almaya hakkınız yoktur </li>
</ul>
<p> </p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><b>Dijital Temsile Karşı İtiraz Hakkı:</b> Günümüzde kredi skorlaması kadar müşteri sınıflandırması gibi algoritmik kararlar da bireylerin hayatını doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle veri öznesine, &#8220;Hakkımda hangi veriler var?&#8221; sorusundan ziyade, <b>&#8220;Bu veriler bana karşı nasıl kullanılıyor?&#8221;</b> sorusunu sorma ve alınan otomatik kararlara karşı etkili bir itiraz hakkı tanınmalıdır. Örneğin; sık sık seyahat eden biri olduğunuzu ve sürekli aynı online otel rezervasyon platformunu kullandığınızı düşünelim. Platformun algoritması sizin geçmiş harcamalarınızı, tıkladığınız otelleri, sisteme giriş yaptığınız cihazın modelini, sistemde ne kadar süre kalarak satın almayı tamamladığını veya seyahat etme alışkanlıklarınızı analiz ediyor. Akabinde bu ham verilerden hareketle hakkınızda <b>&#8220;Fiyat Esnekliği Düşük / Yüksek Fiyat Ödemeye Razı Müşteri&#8221;</b> çıkarımsal verisini üretiyor. Bir gün acil bir iş seyahati için sisteme girdiğinizde algoritma bu etiketi devreye sokuyor ve normalde 3.000 TL olan bir otel odasını size <b>4.500 TL</b> olarak gösteriyor. Aynı odaya ilk kez bakan bir başkası ise odayı 3.000 TL olarak görüyor. Halihazırda veri sorumlusunun veri özneleri hakkında bir etiket koyması halinde bunu açıklama zorunluluğu veya buna ilişkin bir yol bulunmadığından sizin bu duruma karşı yapabileceğiniz tek şey o siteden bir daha rezervasyon yapmamak olurdu, o da bu fiyat farkını anlayabilmeniz halinde. Veri öznesi olan kişilerin veri sorumlusuna <b>&#8220;Bu veriler bana karşı nasıl kullanılıyor?&#8221; </b>sorusunu sorma hakkı olduğunu düşünseydik; sistemin sizin geçmiş alışkanlıklarınızdan hareketle bir &#8220;profilleme&#8221; yaptığını ve bu profil nedeniyle size daha <b>yüksek bir fiyat tarifesi</b> uyguladığını kolayca öğrenebilirdiniz. Dolayısıyla etkili bir itiraz mekanizmasının düzenlenmesi sizin <b>&#8220;Yüksek Fiyat Ödemeye Razı Müşteri&#8221;</b> etiketi yapıştırılmasına ve cebinizden daha fazla para çıkmasına yol açan bu <b>otomatik işleme karşı</b> koyabilmenizi sağlardı.   </li>
</ul>
<p> </p>
<p><b>SONUÇ</b></p>
<p>Çıkarımsal veriler ne tamamen kişisel verilerin korunması hukuku kapsamında veri öznesinin hakimiyetine bırakılabilir ne de fikri ve sınai haklar hukuku kapsamında veri sorumlusunun ticari sır argümanının arkasına sığınarak mülkiyet hakkı çerçevesinde değerlendirilebilir. Halihazırda ve gelecekte daha çok ihtiyacımız olacak olan, veri sahipliği tartışması yerine; <b>platformlara karşı çıkarımsal verilere</b> <b>erişim, itiraz ve otomatik işlemlere karşı koruma esasına dayanan kişisel veri ve mülkiyet hukuku arasında dengeli bir hak rejimidir</b>. Çıkarımsal verilerin bu karma yapısına uygun spesifik hukuki düzenlemeler yapılmadığı sürece dijital düzende ne kişilerin bu hususta haklarını korumak ne de veri sorumlularının ticari menfaatlerini güvence altına almak mümkün olacaktır.</p>
<p><b>Av. İsmail ÖZDEMİR</b></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ismailozdemir.av.tr/2026/05/25/verininhukukiniteligi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SOSYAL MEDYA ÜZERİNDEN HAKARET SUÇU VE CEZASI</title>
		<link>https://ismailozdemir.av.tr/2024/09/28/sosyal-medya-uzerinden-hakaret-sucu-ve-cezasi/</link>
					<comments>https://ismailozdemir.av.tr/2024/09/28/sosyal-medya-uzerinden-hakaret-sucu-ve-cezasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. İsmail ÖZDEMİR]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Sep 2024 19:50:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceza Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ismailozdemir.av.tr/?p=14493</guid>

					<description><![CDATA[SOSYAL MEDYA ÜZERİNDEN HAKARET Sosyal medya platformlarında yapılan yorumlar, hedef alınan kişiye yöneltilen ithamlar, isnatlar ve sövme içerikli ifadeler, hakaret suç kapsamına girmektedir. Bu tür saldırılar, dijital ortamda gerçekleşmiş olsa dahi, hukukun koruduğu kişilik haklarına yönelik bir ihlal olarak değerlendirilir. Hakaret suçu, mağdurun onur, şeref ve saygınlığını zedelemeyi amaçlayan söz veya davranışlarla işlenir. Sosyal medya...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-large-font-size"><strong>SOSYAL MEDYA ÜZERİNDEN HAKARET</strong></p>



<p>Sosyal medya platformlarında yapılan yorumlar, hedef alınan kişiye yöneltilen ithamlar, isnatlar ve sövme içerikli ifadeler, hakaret suç kapsamına girmektedir. Bu tür saldırılar, dijital ortamda gerçekleşmiş olsa dahi, hukukun koruduğu kişilik haklarına yönelik bir ihlal olarak değerlendirilir. Hakaret suçu, mağdurun onur, şeref ve saygınlığını zedelemeyi amaçlayan söz veya davranışlarla işlenir.</p>



<p>Sosyal medya hesapları üzerinden işlenen hakaret suçunun ispatı açısından en önemli delillerden biri, suçun işlendiği platformda yer alan hakaret içeren iletinin ekran görüntüsünün bir çıktı ile sunulmasıdır. Bu verilerin delil olarak sunulması, suçun varlığının kanıtlanmasında kritik bir rol oynar. Ayrıca ekran görüntüsünün zaman kaydının eklenmesi, delilin güvenilirliğini daha da arttırır. Bu çıktılar, hukuki süreçte önemli bir dayanak teşkil eder ve yargılama sürecinde dikkate alınır.&nbsp;</p>



<p>Hakaret suçunda hakaret edenin sosyal medya üzerindeki hakaret içeren mesajını kolayca silebileceği göz önüne alındığında, hakarete uğrayan kişinin, mesajla karşılaştığı anda onu en geniş haliyle ekran görüntüsü alması son derece önemlidir. Hukuken bu ekran görüntüsü Mahkemeye sunulabilecek bir delil olarak değerlendirilir. Bu delilleri güvence altına almak için hemen harekete geçmek, sonrasındaki yasal süreçler için önemli bir etki yaratacaktır.&nbsp;</p>



<p>Ekran görüntüleri (screen shot) hakaret davalarında önemli bir delildir ancak bu suçun işlendiğini tek başına kanıtlamak için yeterli olmayabilir. Maalesef sosyal medya hesaplarının, bireylerin gerçek isimleriyle açılması zorunlu olmadığından hakaret eylemi kanıtlanmış olsa bile failin kimliğini belirlemek zor olabilir. Failin kimliğinin belirlenemediği durumlarda kuvvetle muhtemel dosya arşive kaldırılacak olup sonuca kavuşamayacaktır. Dolayısıyla hakaret davalarında hakaret eden kişinin gerçek kimliğini tespit etmek son derece kritiktir.&nbsp;</p>



<p>Kişilerin başkalarına ait olan sosyal medya hesaplarının ele geçirilmesi veya asıl failin başka bir kişi adına oluşturacağı hesap üzerinden gerçekleştirilecek hakaret eylemlerinde, daha kapsamlı bir soruşturma yürütülmesi ve delillerin toplanarak asıl failin tespit edilmesi önemlidir. Bu süreçte, öncelikle hakaret içeren iletinin gönderildiği sırada hangi IP numarasından giriş yapıldığının belirlenmesi gerekmektedir. Bu tespit sonrasında, IP numarasının kullanıldığı cihaza ve son olarak da bu cihazın sahibine ulaşmak mümkündür. Ayrıca, bu IP’nin kime ait olduğu konusunda bilgi almak için internet servis sağlayıcısına veya BTK&#8217;ya başvurulması gerekmektedir. Bu işlemlerin hepsi Cumhuriyet savcılarının veya Mahkeme kararıyla gerçekleşebilecek işlemlerdir. Kişinin hesabının ele geçirildiği iddiası alınan ifadeyle yargılama sürecine sunulabilir.&nbsp;</p>



<p class="has-large-font-size"><strong><mark style="background-color:rgba(0, 0, 0, 0)" class="has-inline-color has-vivid-red-color">Suçun Cezası :</mark></strong></p>



<p>Hakaret suçunun sosyal medya üzerinden işlenmesi halinde; suçun kapsamına girebilecek ceza kanunu maddesi; TCK Md.125/2’de düzenlenmiş olup, suçun temel şekline ilişkin cezaya tabidir ve cezası da üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasıdır. Ancak mezkur maddenin üçüncü fıkrasında sayılan haller söz konusu ise cezanın süresi 1 yıldan az olamaz. Bu haller;&nbsp;</p>



<p><em>‘’ a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,</em></p>



<p><em>b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı,</em></p>



<p><em>c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle,</em></p>



<p><em>İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.’’</em> olarak düzenlenmiştir.&nbsp;</p>



<p class="has-large-font-size"><strong><mark style="background-color:rgba(0, 0, 0, 0)" class="has-inline-color has-vivid-red-color">Uzlaştırma Kapsamı Yönünden Hakaret Suçu :</mark></strong></p>



<p>Hakaret suçları; uzlaştırmaya tabii suçlardandır. Ancak suçun TCK m.125/1-2 ve 125/3-b ve c bentlerinde yer alan suçlardan kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçları hariç uzlaştırma teklifinden bulunulması ve buna göre soruşturma işlemlerinin sürdürülmesi gerekir.&nbsp;</p>



<p class="has-large-font-size"><strong><mark style="background-color:rgba(0, 0, 0, 0)" class="has-inline-color has-vivid-red-color">Sosyal Medya Üzerinden Yapılan Hakaret Nedeniyle Manevi Tazminat Davası :</mark></strong></p>



<p>Manevi tazminat davası; hukuka aykırı bir işlem veya eylem gerekçesiyle bireyin yaşadığı elem, üzüntü ve yıpranmanın yol açtığı manevi zararın giderilmesi amacıyla açılan bir dava türüdür. Bu davalarda mağdurun manevi zararı, kişilik haklarına saldırı sonucunda ortaya çıkar ve manevi tazminat davası ile giderilmeye çalışılır. Hakaret davası nedeniyle de uğranılan haksız saldırı sebepli manevi tazminat davası açılabilir. Bu davalarda görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olacaktır.&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ismailozdemir.av.tr/2024/09/28/sosyal-medya-uzerinden-hakaret-sucu-ve-cezasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BOŞANMA DAVA DİLEKÇESİ</title>
		<link>https://ismailozdemir.av.tr/2024/05/28/bosanma-dava-dilekcesi/</link>
					<comments>https://ismailozdemir.av.tr/2024/05/28/bosanma-dava-dilekcesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. İsmail ÖZDEMİR]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 May 2024 11:22:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ismailozdemir.av.tr/?p=14457</guid>

					<description><![CDATA[BOŞANMA DAVASI VE DİLEKÇE ÖRNEĞİ &#8211; 2024 BOŞANMA SÜRECİNDE NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR ?&#160; Evlilikten ayrılmanın ilk adımı, boşanma dilekçesinin yetkili aile mahkemesine sunulması ile başlar. Boşanma davasının anlaşmalı mı, çekişmeli mi olacağı, eşlerin boşanma konusunda anlaşıp anlaşmamasına göre belirlenir. Anlaşmalı boşanma davası için evlilik en az bir yıl sürmüş olmalıdır. Bu şartla, eşlerin henüz birbirlerini...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="14457" class="elementor elementor-14457">
				<div class="elementor-element elementor-element-78a054b e-con-full e-flex e-con e-parent" data-id="78a054b" data-element_type="container" data-e-type="container">
				<div class="elementor-element elementor-element-f593e5b elementor-widget elementor-widget-image" data-id="f593e5b" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="image.default">
				<div class="elementor-widget-container">
															<img fetchpriority="high" decoding="async" width="640" height="360" src="https://ismailozdemir.av.tr/wp-content/uploads/2024/05/BOSANMA-FOTOSU-1024x576.jpg" class="attachment-large size-large wp-image-14468" alt="" srcset="https://ismailozdemir.av.tr/wp-content/uploads/2024/05/BOSANMA-FOTOSU-1024x576.jpg 1024w, https://ismailozdemir.av.tr/wp-content/uploads/2024/05/BOSANMA-FOTOSU-300x169.jpg 300w, https://ismailozdemir.av.tr/wp-content/uploads/2024/05/BOSANMA-FOTOSU-768x432.jpg 768w, https://ismailozdemir.av.tr/wp-content/uploads/2024/05/BOSANMA-FOTOSU-1536x864.jpg 1536w, https://ismailozdemir.av.tr/wp-content/uploads/2024/05/BOSANMA-FOTOSU-2048x1152.jpg 2048w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" />															</div>
				</div>
				</div>
		<div class="elementor-element elementor-element-fd3126d e-con-full e-flex e-con e-parent" data-id="fd3126d" data-element_type="container" data-e-type="container">
				<div class="elementor-element elementor-element-216b353 elementor-widget elementor-widget-heading" data-id="216b353" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="heading.default">
				<div class="elementor-widget-container">
					<h2 class="elementor-heading-title elementor-size-default">BOŞANMA DAVASI VE DİLEKÇE ÖRNEĞİ - 2024</h2>				</div>
				</div>
				</div>
		<div class="elementor-element elementor-element-3d935a21 e-con-full e-flex e-con e-parent" data-id="3d935a21" data-element_type="container" data-e-type="container">
				<div class="elementor-element elementor-element-3a6b153b elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="3a6b153b" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p></p>
<h2><strong style="color: #000000; font-size: 28px; letter-spacing: 0px;">BOŞANMA SÜRECİNDE NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR ?&nbsp;</strong></h2>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Evlilikten ayrılmanın ilk adımı, boşanma dilekçesinin yetkili aile mahkemesine sunulması ile başlar. Boşanma davasının anlaşmalı mı, çekişmeli mi olacağı, eşlerin boşanma konusunda anlaşıp anlaşmamasına göre belirlenir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Anlaşmalı boşanma davası için evlilik en az bir yıl sürmüş olmalıdır. Bu şartla, eşlerin henüz birbirlerini iyi tanımadan boşanmaları engellenmek istenmiştir. Öncelik aile birliğinin korunmasıdır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Eğer eşler boşanmanın hukuki sonuçlarında ortak bir karara varamamışsa veya eşlerden biri boşanmak istemesine rağmen diğer eş boşanmayı reddediyorsa çekişmeli boşanma söz konusu olur. Çekişmeli boşanma davasını başvurucu eş, boşanma dava dilekçesini yazarak boşanma davasını açmak için yetkili Aile Mahkemesine sunar.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Boşanma davası dilekçesi, tarafların (eşlerin) boşanmak için mahkemeye sundukları yazılı belgedir. Boşanma başvurusu içerisinde tarafların bilgileri, iddiaları ve delilleri, eşin diğer eşten istekleri ve aşağıda ayrıntıları verileceği gibi birçok husus bulunur. Aşağıda örnek boşanma dava dilekçesi sunulmuştur. Ancak her hukuki durumun kendine özgü olduğu unutulmamalı, uzman avukatlardan yardım alınması tavsiye edilir.&nbsp;</span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<h3><strong><span style="color: #000000;">BOŞANMA DAVA DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ &#8211; 2024</span></strong></h3>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;ANKARA NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİNE</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>DAVACI </strong> <strong>:</strong> Derya ÇALIŞMAZ (TC. 123*****) Adres:**********</span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>VEKİLİ</strong> <strong>:</strong> Av. İsmail ÖZDEMİR, Ankara Barosu</span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;">-Adres Antettedir-</span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>DAVALI</strong> <strong>:</strong> Serhat ÇALIŞMAZ (TC 12******) Adres:********&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>KONU</strong> <strong>:</strong> &nbsp;Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Nedeni İle boşanma, nafaka ve tazminat istemlerimizden ibarettir.&nbsp;&nbsp;</span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>AÇIKLAMALAR</strong> <strong>:&nbsp;</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>1.</strong> Müvekkil davacı ile davalı 2011 yılında evlenmişlerdir ve tarafların bu evlilikten 2012 yılı doğumlu Melisa ÇALIŞMAZ isminde müşterek çocukları vardır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>2. Derya ÇALIŞMAZ ve davalı arasında evliliğin ilk gününden beri şiddetli geçimsizlik hakimdir. Müvekkil hem psikolojik hem de fiziksel saldırıya maruz kalmıştır.</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Müvekkil ve davalı evlilikten çok kısa bir süre sonra yattıkları odaları ayırmış, birlikte hiç yemek yememeye başlamıştır. Davalı taraf devamlı olarak müvekkile küfür ve hakaret etmiş, “<em>sen kadın mısın, kadın müsveddesi, beyinsiz, ruh hastası, dengesiz” </em>şeklinde ifadelerde bulunarak müvekkili aşağılamış ve bunların hepsini müşterek çocuğun gözleri önünde yapmıştır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>3. Çocuk doğduktan sonra müvekkile her gün </strong><strong><em>“çocuğu uyut defol annenin evine git” </em></strong><strong>diyerek fiziksel şiddet kullanmaya başlamıştır. (EK-1: Darp raporu) Müvekkili defalarca kolundan tutarak dışarı atmaya kalkmış, çocuğunu bırakmak istemeyen müvekkilin yalvarmalarıyla tekrar içeri almıştır.</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>4.</strong>Serhat ÇALIŞMAZ gündüzleri emlakçılık yapıp geceleri şarkıcılık yapmaktadır. Aynı zamanda bir şirkette idari müdür olarak görev yapan davalının maddi durumu çok iyi olmakla birlikte aylık geliri de 50.000 TL’yi aşmaktadır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>5. Serhat ÇALIŞMAZ hemen hemen her gün eve geç gelmektedir. </strong>Eve geç geldiğinde de evde terör estirmiş, <em>“Seni istemiyorum”</em> diyerek eline geçirdiği eşyaları atıp kırdığını, müvekkilin müvekkilin kendisine böyle davranmaması konusunda yalvarmalarına rağmen Serhat ÇALIŞMAZ’ bu eylemlerden vazgeçmemiş, zaman zaman sabaha karşı eve gelen davalı geceyi başka kadınlarla geçirmiş, kendisine “neredesin” diye sorduğunda, bağırıp çağırmış ve hakaret edip evden kovmuştur.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>6. Derya ÇALIŞMAZ evliliği boyunca türlü şiddetlere maruz kalmış ve davalı tarafından defalarca aldatılmıştır.</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>7. </strong>Evlilik birliğinin temelden sarsılması ve uğradığı fiziksel ve duygusal şiddet dolayısıyla müvekkil lehine 50.000 TL manevi tazminata 50.000 TL maddi tazminata hükmedilmesi talep edilmesini arz ve talep ederiz.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>DELİLLER</strong> <strong>:</strong> Nüfus kayıtları, gerekirse tanık beyanları ve ikamesi mümkün her türlü yasal delil.&nbsp;</span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>HUKUKİ SEBEPLER</strong> <strong>:</strong> Türk Medeni Kanunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve ilgili kanun hükümleri&nbsp;</span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>NETİCE VE TALEP</strong> <strong>:</strong> Yukarıda açıklanan ve mahkemece re&#8217;sen dikkate alınacak tüm hususlar doğrultusunda; Davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına,</span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Müşterek çocuk için dava tarihinden itibaren aylık 5000 TL tedbir nafakasının; hükmün kesinleşmesinden itibaren aylık 5000 TL iştirak nafakasının davalıdan alınarak müvekkilime verilmesine,&nbsp;</span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Müvekkilim için dava tarihinden itibaren aylık 5000 TL tedbir nafakasının; hükmün kesinleşmesinden itibaren aylık 5000 TL yoksulluk nafakasının davalıdan alınarak müvekkilime verilmesine,</span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini vekaleten saygılarımızla arz ve talep ederiz.&nbsp;</span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;</strong> <strong>Davacı</strong> <strong>Vekili&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Av. İsmail ÖZDEMİR</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>&nbsp;EK: Onaylı Vekaletname Örneği</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<em>Ücretli danışmanlık ve/veya avukatlık hizmeti almak için Özdemir Hukuk Bürosu ile iletişim kurabilirsiniz.</em></span></p>
<p><em><span style="color: #000000;"></span></em></p>
<p><em><span style="color: #000000;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;0543 710 9893</span></em></p>
<p><em><span style="color: #000000;"></span></em></p>
<p><em><span style="color: #000000;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Avukat İsmail ÖZDEMİR</span></em></p>
<p><em><span style="color: #000000;"></span></em></p>
<p><em><span style="color: #000000;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; ÖZDEMİR HUKUK BÜROSU</span></em></p>
<p></p>								</div>
				</div>
				</div>
				</div>
		]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ismailozdemir.av.tr/2024/05/28/bosanma-dava-dilekcesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YABANCILARIN İKAMET İZNİ BAŞVURULARI</title>
		<link>https://ismailozdemir.av.tr/2024/05/27/yabancilarin-ikamet-izni-basvurulari/</link>
					<comments>https://ismailozdemir.av.tr/2024/05/27/yabancilarin-ikamet-izni-basvurulari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. İsmail ÖZDEMİR]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 May 2024 07:10:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ismailozdemir.av.tr/?p=14428</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye’de İkamet İznimi Nasıl Uzatabilirim ?&#160; Yabancıların Türkiye’de ikamet izni başvuruları, yabancı uyruklu bireylerin Türkiye&#8217;de yasal olarak daha uzun süre kalabilmek için yapmaları gereken başvuruları ifade eder. Bu başvurular, Türkiye&#8217;de kalış sürelerine bağlı olarak uzatılabilir. Ancak, başvurunun içeriği ve süreci, kişinin ülkeye giriş statüsüne ve özellikle uyruğuna göre değişiklik gösterebilir. Bu nedenle, başvuru yapmadan önce...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="14428" class="elementor elementor-14428">
				<div class="elementor-element elementor-element-746c5d6 e-con-full e-flex e-con e-parent" data-id="746c5d6" data-element_type="container" data-e-type="container">
				<div class="elementor-element elementor-element-7d733fb elementor-widget elementor-widget-image" data-id="7d733fb" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="image.default">
				<div class="elementor-widget-container">
															<img decoding="async" width="640" height="360" src="https://ismailozdemir.av.tr/wp-content/uploads/2024/05/vas-jpg-1024x576.jpg" class="attachment-large size-large wp-image-14434" alt="" srcset="https://ismailozdemir.av.tr/wp-content/uploads/2024/05/vas-jpg-1024x576.jpg 1024w, https://ismailozdemir.av.tr/wp-content/uploads/2024/05/vas-jpg-300x169.jpg 300w, https://ismailozdemir.av.tr/wp-content/uploads/2024/05/vas-jpg-768x432.jpg 768w, https://ismailozdemir.av.tr/wp-content/uploads/2024/05/vas-jpg-1536x864.jpg 1536w, https://ismailozdemir.av.tr/wp-content/uploads/2024/05/vas-jpg-2048x1152.jpg 2048w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" />															</div>
				</div>
				</div>
		<div class="elementor-element elementor-element-40fd167a e-con-full e-flex e-con e-parent" data-id="40fd167a" data-element_type="container" data-e-type="container">
				<div class="elementor-element elementor-element-74ff28c0 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="74ff28c0" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p></p>
<h3><span style="color: #000000;"><strong>Türkiye’de İkamet İznimi Nasıl Uzatabilirim ?&nbsp;</strong></span></h3>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Yabancıların Türkiye’de ikamet izni başvuruları, yabancı uyruklu bireylerin Türkiye&#8217;de yasal olarak daha uzun süre kalabilmek için yapmaları gereken başvuruları ifade eder. Bu başvurular, Türkiye&#8217;de kalış sürelerine bağlı olarak uzatılabilir. Ancak, başvurunun içeriği ve süreci, kişinin ülkeye giriş statüsüne ve özellikle uyruğuna göre değişiklik gösterebilir. Bu nedenle, başvuru yapmadan önce kişinin giriş statüsünü anlaması ve başvurusunu bu doğrultuda yapması son derece önemlidir.&nbsp;</span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<h3><span style="color: #000000;"><strong>İkamet İzni Başvurularımı Nereye Yapacağım ?&nbsp;</strong></span></h3>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Türkiye’de ikamet izni uzatma başvurularınızı elektronik ortamdan gerçekleştirebilirsiniz. İç İşleri Bakanlığı Göç İdare Başkanlığı’nın resmi web sitesi üzerinden e-ikamet izni başvuruları bölümünden başvurularınızı gerçekleştirebilirsiniz.&nbsp;</span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;">İkamet izni süreniz bitmesine rağmen ikamet izninizi uzatma başvurusu yapmadıysanız Türkiye’den en geç 10 gün içinde çıkış yapmanız gerekecektir.&nbsp;</span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Başvurular için 2024 yılı itibariyle güncel link adresi:</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="https://e-ikamet.goc.gov.tr/Ikamet/UzatmaGecisGiris/UzatmaBasvuru" target="_blank" rel="noopener"><b>https://e-ikamet.goc.gov.tr/Ikamet/UzatmaGecisGiris/UzatmaBasvuru</b></a></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><b></b></span></p>
<h3><span style="color: #000000;"><strong>İkamet İzni Başvuruları İçin Gerekli Evraklar Nelerdir ?&nbsp;</strong></span></h3>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Evraklar başvurunuzun türüne göre değişiklik gösterecektir. İkamet izni başvurularının birçok türü vardır bunlardan kendinize uygun olanına başvurmak için profesyonel yardım almanız tavsiye edilir. Ancak genel itibariyle istenen belgeler aşağıda belirtilmiştir.&nbsp;</span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<ul class="wp-block-list">
<li style="list-style-type: none;">
<ol></ol>
</li>
<li><span style="color: #000000;">İkamet İzni Uzatma Başvuru formu</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Pasaportunuzun aslı ve fotokopisi</span></li>
<li><span style="color: #000000;">4 adet vesikalık fotoğraf</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Yabancı sağlık sigortası&nbsp;</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Gelir beyan belgesi</span></li>
</ul>
<p></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<h3><span style="color: #000000;"><strong>İkamet İzni Uzatma Başvuru Türleri Nelerdir ?&nbsp;</strong></span></h3>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Türkiye’de ikamet izni başvuruları 6458 Sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nda düzenlenmiştir. Kanunu göre yabancılar: Kısa Dönem İkamet İzni, Aile İkamet İzni, Öğrenci İkamet İzni, Uzun Dönem İkamet İzni, İnsani İkamet İzni, İnsan Ticareti Mağduru İkamet İzni başvurularında bulunabilir.&nbsp;</span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<h3><span style="color: #000000;"><strong>Kısa Dönem İkamet İzni Başvurusu Nedir &amp; Kimler Başvurabilir ?&nbsp;</strong></span></h3>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu&#8217;nda belirtilen kişiler, kısa dönem ikamet izni alabilirler. Kısa dönem ikamet izinleri, her seferinde en fazla birer yıl süreyle verilebilir. Bu kişilerin, belirli bir süre için Türkiye&#8217;de kalabilmelerine olanak tanır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<ol class="wp-block-list">
<li style="list-style-type: none;">
<ol></ol>
</li>
</ol>
<ul>
<li><span style="color: #000000;">&nbsp;Bilimsel araştırma amacıyla gelecekler</span></li>
<li><span style="color: #000000;">&nbsp;Türkiye’de taşınmaz malı bulunanlar</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Ticari bağlantı veya iş kuracaklar</span></li>
<li><span style="color: #000000;">&nbsp;Hizmet içi eğitim programlarına katılacaklar</span></li>
<li><span style="color: #000000;">&nbsp;Türkiye Cumhuriyeti’nin taraf olduğu anlaşmalar ya da öğrenci değişim programları çerçevesinde eğitim veya benzeri amaçlarla gelecekler</span></li>
<li><span style="color: #000000;">&nbsp;Turizm amaçlı kalacaklar</span></li>
<li><span style="color: #000000;">&nbsp;Kamu sağlığına tehdit olarak nitelendirilen hastalıklardan birini taşımamak kaydıyla tedavi görecekler</span></li>
<li><span style="color: #000000;">&nbsp;Adli veya idari makamların talep veya kararına bağlı olarak Türkiye’de kalması gerekenler</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Aile ikamet izninden kısa dönem ikamet iznine geçenler</span></li>
<li><span style="color: #000000;">&nbsp;Türkçe öğrenme kurslarına katılacaklar</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Kamu kurumları aracılığıyla Türkiye’de eğitim, araştırma, staj ve kurslara katılacaklar</span></li>
<li><span style="color: #000000;">&nbsp;Türkiye’de yüksek öğrenimini tamamlayanlardan mezuniyet tarihinden itibaren altı ay içinde müracaat edenler.</span></li>
</ul>
<p></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;">&nbsp; &nbsp; &nbsp;Yukarıda sayılanlar kapsamında bir yabancı iseniz kısa dönem ikamet iznine başvuru yapma hakkınız bulunmaktadır.&nbsp;</span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<h3><span style="color: #000000;"><strong>Uzun</strong><strong> Dönem İkamet İzni Başvurusu Nedir &amp; Kimler Başvurabilir?&nbsp;</strong></span></h3>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Türkiye&#8217;de kesintisiz olarak 8 yıl ikamet eden yabancılara, Göç Politikaları Kurulu&#8217;nun belirlediği şartlara uygun olanlar için valilik tarafından uzun dönem ikamet izni, diğer adıyla süresiz ikamet izni verilebilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<h3><span style="color: #000000;"><strong>Aile İkamet İzni Başvurusu Nedir &amp; Kimler Başvurabilir ?&nbsp;</strong></span></h3>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Aile ikamet izni, kısa dönem ikamet izni türlerinden biridir. Belirli durumlarda Türk vatandaşlarının veya kısa dönem ikamet izni sahibi yabancıların eşine, kendisinin veya eşinin ergin olmayan yabancı çocuğuna veya bağımlı yabancı çocuğuna, her seferinde iki yılı geçmeyecek şekilde verilebilir. Aile ikamet izni süresi, vatandaşlık başvurusunda 5 yıllık süreye dahil edilen ikamet türlerinden biridir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<h3><span style="color: #000000;"><strong>Öğrenci İkamet İzni Başvurusu Nedir &amp; Kimler Başvurabilir ?</strong></span></h3>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Lisans, yüksek lisans, ön lisans veya doktora eğitimini Türkiye’de almak isteyen yabancılara, belirli şartlar karşılandığında öğrenci ikamet izni verilebilir. Bu izin yabancının sadece kendisini ilgilendirecek olup yabancının ailesine herhangi bir etkisi olmayacaktır.&nbsp;</span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<h3><span style="color: #000000;"><strong>İnsani İkamet İzni Başvurusu Nedir &amp; Kimler Başvurabilir?&nbsp;</strong></span></h3>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;">İkamet izni şartlarını yerine getiremeyen kişilere, yasalarda belirtilen durumlarda valilikler tarafından insani ikamet izni verilebilir ve bu izinler en fazla bir yıllık sürelerle, belirtilen koşulların devam etmesi halinde uzatılabilir. İnsani ikamet iznine başvurulabilecek durumlar aşağıda belirtilmiştir:</span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<ol class="wp-block-list">
<li style="list-style-type: none;">
<ol></ol>
</li>
</ol>
<ul>
<li style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Çocuğun yüksek yararı söz konusu olduğunda</span></li>
<li style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Haklarında sınır dışı etme veya Türkiye’ye giriş yasağı kararı alındığı hâlde, yabancıların Türkiye’den çıkışları yaptırılamadığında ya da Türkiye’den ayrılmaları makul veya mümkün görülmediğinde</span></li>
<li style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">6458 sayılı Kanunun 55 inci maddesi uyarınca yabancı hakkında sınır dışı etme kararı alınmadığında</span></li>
<li style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">6458 sayılı Kanunun 53 üncü, 72 nci ve 77 nci maddelere göre yapılan işlemlere karşı yargı yoluna başvurulduğunda</span></li>
<li style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Başvuru sahibinin ilk iltica ülkesi veya güvenli üçüncü ülkeye geri gönderilmesi işlemlerinin devamı süresince</span></li>
<li style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Acil nedenlerden dolayı veya ülke menfaatlerinin korunması ile kamu düzeni ve kamu güvenliği açısından&nbsp; Türkiye’ye girişine ve Türkiye’de kalmasına izin verilmesi gereken yabancıların, ikamet izni verilmesine engel teşkil eden durumları sebebiyle diğer ikamet izinlerinden birini alma imkânı bulunmadığında</span></li>
<li style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Olağanüstü durumlarda</span></li>
</ul>
<p></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Önemle belirtmek gerekir ki; insani ikamet izni alan yabancıların, iznin veriliş tarihinden itibaren en geç 20 iş günü içinde adres kayıt sistemine kayıt yaptırmak zorunluluğu vardır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong><em>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Ücretli danışmanlık ve/veya avukatlık hizmeti almak için Özdemir Hukuk Bürosu ile iletişim kurabilirsiniz.</em></strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong><em>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; 0543 710 9893</em></strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong><em>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Avukat İsmail ÖZDEMİR</em></strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong><em>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; ÖZDEMİR HUKUK BÜROSU</em></strong></span></p>
<p></p>								</div>
				</div>
				</div>
				</div>
		]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ismailozdemir.av.tr/2024/05/27/yabancilarin-ikamet-izni-basvurulari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sokak Hayvanları Meselesine Hukuki Bakış</title>
		<link>https://ismailozdemir.av.tr/2024/05/22/sokak-hayvanlari-meselesine-hukuki-bakis/</link>
					<comments>https://ismailozdemir.av.tr/2024/05/22/sokak-hayvanlari-meselesine-hukuki-bakis/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. İsmail ÖZDEMİR]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 May 2024 13:56:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ismailozdemir.av.tr/?p=14395</guid>

					<description><![CDATA[Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları Işığında Türkiye&#8217;de Sokak Köpeği Sorunu SOKAK HAYVANLARI MESELESİNE HUKUKİ BAKIŞ Türkiye&#8217;de sokak hayvanları, uzun yıllardır toplumsal ve hukuki tartışmaların merkezinde yer almaktadır. Sokaklarda yaşayan kedi ve köpekler gibi hayvanların sayısının artması, hem insan sağlığı ve güvenliği hem de hayvan refahı açısından çeşitli sorunları beraberinde getirmiştir. Özellikle ‘’sokak köpekleri’’ sorunu Türkiye’de...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="14395" class="elementor elementor-14395">
				<div class="elementor-element elementor-element-22f11f2 e-con-full e-flex e-con e-parent" data-id="22f11f2" data-element_type="container" data-e-type="container">
				<div class="elementor-element elementor-element-6bb7851 elementor-widget elementor-widget-heading" data-id="6bb7851" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="heading.default">
				<div class="elementor-widget-container">
					<h2 class="elementor-heading-title elementor-size-default">Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları Işığında Türkiye'de Sokak Köpeği Sorunu</h2>				</div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-761b8e7 elementor-widget elementor-widget-image" data-id="761b8e7" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="image.default">
				<div class="elementor-widget-container">
															<img decoding="async" width="640" height="512" src="https://ismailozdemir.av.tr/wp-content/uploads/2024/05/kopek-3-1024x819.png" class="attachment-large size-large wp-image-14409" alt="" srcset="https://ismailozdemir.av.tr/wp-content/uploads/2024/05/kopek-3-1024x819.png 1024w, https://ismailozdemir.av.tr/wp-content/uploads/2024/05/kopek-3-300x240.png 300w, https://ismailozdemir.av.tr/wp-content/uploads/2024/05/kopek-3-768x614.png 768w, https://ismailozdemir.av.tr/wp-content/uploads/2024/05/kopek-3-1536x1229.png 1536w, https://ismailozdemir.av.tr/wp-content/uploads/2024/05/kopek-3-2048x1638.png 2048w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" />															</div>
				</div>
				</div>
		<div class="elementor-element elementor-element-79e2388a e-con-full e-flex e-con e-parent" data-id="79e2388a" data-element_type="container" data-e-type="container">
				<div class="elementor-element elementor-element-1aec6c69 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="1aec6c69" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									
<h4><strong>SOKAK HAYVANLARI MESELESİNE HUKUKİ BAKIŞ</strong></h4>

<p><span style="color: #000000;">Türkiye&#8217;de sokak hayvanları, uzun yıllardır toplumsal ve hukuki tartışmaların merkezinde yer almaktadır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Sokaklarda yaşayan kedi ve köpekler gibi hayvanların sayısının artması, hem insan sağlığı ve güvenliği hem de hayvan refahı açısından çeşitli sorunları beraberinde getirmiştir. Özellikle ‘’sokak köpekleri’’ sorunu Türkiye’de çözümlenemeyen bir sorun haline gelmiştir. Bu durum, sokak hayvanlarına yönelik yasal düzenlemelerin ve politikaların önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. </span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Kanaatimizce Türkiye’de sokak köpekleri meselesine çözüm önerisi olabilecek dört farklı görüş vardır: </span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<ol class="wp-block-list">
<li><span style="color: #000000;">Sokak köpeklerinin uyutulması gerektiğini savunanlar,</span></li>

<li><span style="color: #000000;">Sokak köpeklerinin kısırlaştırılması gerektiğini savunanlar,</span></li>

<li><span style="color: #000000;">Barınak şartlarının iyileştirilip sokak köpeklerinin toplatılması gerektiğini savunanlar,</span></li>

<li><span style="color: #000000;">Sokak köpekleri saldırılarının insan kaynaklı hatalar sonucu gerçekleştiği gerekçesiyle, sokak köpeklerine insanlar tarafından müdahale edilmemesi gerektiğini savunanlar. </span></li>
</ol>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Yazımızda bu görüşlerden hiçbirinin savunuculuğu yapılmayacak olup konuya, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin konuyla ilgili az sayıda kararından birini inceleyerek objektif biçimde yaklaşılmaya çalışılacaktır. </span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<h4><span style="color: #000000;"><strong>BERÜ &#8211; TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no:47304/07) </strong></span></h4>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Dava, Gazal Berü isimli çocuğun Bingöl’de bir mezarlığı çevresinde arkadaşları ile dolaşırken beş veya altı köpeğin saldırısına uğraması sonucu hayatını kaybetmesini ele almaktadır. </span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Başvurucular sokak köpeklerinin jandarmaya ait olduğunu, ait olmasa dahi bilgileri dahilinde olduğunu dolayısıyla AİHS Madde 2’nin (Yaşama hakkı) ihlal edildiğini iddia etmişlerdir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;">AİHM, öncelikle köpeklerin jandarmanın zimmetinde olmadığını saptamıştır. Devamında, ‘’<em>AİHS (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi) bağlamında, yaşama karşı her türlü tehditin gerçekleşmesini önceleyici somut önlemler alma yükümlülüğü yetkililere katlanılmaz ve aşırı bir yük yüklemeyecek şekilde yorumlanmalıdır.</em>’’ diyerek devletin pozitif yükümlülüğünün sınırları olduğunu ifade etmiştir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Yetkililerin sorumluluklarına gidebilmek için <em>‘’Sözkonusu bağlamda pozitif bir yükümlülüğün mevcudiyeti sonucuna ulaşabilmek için yetkililerin o anda belirli bir kişinin gerçek ve ani bir şekilde tehdit edildiğinden haberdar olduklarının veya haberdar olmaları gerektiğinin’’</em> ifade etmiştir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;">AİHM, sokak köpeklerinin o bölgede sorun yarattığının bilinmesinin; devlete bu konuda pozitif yükümlülük yüklemediğini yani önlem almasını gerektirecek yakın bir tehlike bulunmadığını ifade etmiştir. Dolayısıyla bu trajik olay sonucu gelişen davada devletin yükümlü olmasının devlete orantısız külfet yükleyeceği sonucuna ulaşarak, başvurucunun 860.000 TL’lik (dava tarihinde 430.000 Euro) maddi tazminat talebini reddetmiş ve 3000 Euro tazminat ödenmesi gerektiği kanaatinde olduğunu ifade etmiştir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Sonuç olarak; yaşadığı köyde sokak köpeği saldırıları daha önce de gerçekleşen bir mezarlığın çevresinde dolaşırken 5-6 köpeğin saldırısı sonucu hayatını kaybeden bir çocuğun dava konusu edildiği olayda AİHM’in değerlendirmesi sokak köpeklerinin neden olduğu ani ölüm tehlikesinden yetkililerin haberdar oldukları ya da haberdar olmuş olmaları gerektiği sonucuna hiçbir şekilde ulaşılamayacağı dolayısıyla pozitif yükümlülük yüklenemeyeceğidir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<h4><span style="color: #000000;"><strong>Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile Sokak Köpeği Meselesinin Yorumu</strong></span></h4>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<h5><span style="color: #000000;"><strong><em>AİHS 2. Madde 1. Fıkra </em></strong></span></h5>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong><em>&#8221;Herkesin yaşam hakkı yasanın koruması altındadır. Yasanın ölüm cezası ile cezalandırdığı bir suçtan dolayı hakkında mahkemece hükmedilen bu cezanın yerine getirilmesi dışında hiç kimse kasten öldürülemez. &#8221;</em></strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Maddenin ruhuna yorumladığımızda hükmün somut ve etkin bir koruma sağlanması öngörülmüştür. </span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;">AİHM’in Osman &#8211; Birleşik Krallık kararında (20 Ekim 1998) <em>“iddia edilen her risk makamların bu riskin gerçekleşmesinin önlenmesi için eylemsel tedbirler alma gibi bir Sözleşme gereğini yerine getirmeyebilir’’ </em>diyerek devlete yüklenebilecek yükümlülüğün sınırlarını çizmiştir. Kanaatimizce tartışma konusu; AİHM’in sokak köpeği meselesini yetkili makamların eylemsel tedbir alması gereken bir risk oluşturup oluşturmadığı yönündeki yorumudur.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Yukarıda örnek verdiğimiz karardan yola çıkarak, AİHM’in ‘sokak köpeği’ meselesini yorumlarken yetkili makamların önleyici eylemsel tedbirler alacağı bir risk olarak değerlendirmediğini görüyoruz. Ancak her vakanın kendine özel durumu olduğunu, Mahkemelerin içtihat değişikliklerine her zaman gidebileceğini hatırlamakta fayda olduğu kanaatindeyiz.</span></p>
<p style="text-align: right;">Av. İsmail ÖZDEMİR</p>
								</div>
				</div>
				</div>
				</div>
		]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ismailozdemir.av.tr/2024/05/22/sokak-hayvanlari-meselesine-hukuki-bakis/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Katılma Talebi Dilekçesi &#8211; 2024</title>
		<link>https://ismailozdemir.av.tr/2024/05/22/katilma-talebi-dilekcesi-2024/</link>
					<comments>https://ismailozdemir.av.tr/2024/05/22/katilma-talebi-dilekcesi-2024/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. İsmail ÖZDEMİR]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 May 2024 06:43:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ismailozdemir.av.tr/?p=14370</guid>

					<description><![CDATA[KATILMA TALEBİ DİLEKÇESİ &#8211; 2024 KATILMA TALEBİ NEDİR?&#160; Suçtan zarar gören kişi, yani mağdur, Cumhuriyet Savcısının açtığı kamu davasında, Ceza Muhakemesi Kanunu&#8217;nca kendisine tanınan hak ve yetkilere sahip olmak ve davada katılan sıfatıyla yer almak isteyebilir. Bu istek, kamu davasına katılma, yani davaya müdahil olma olarak adlandırılır. Bu talebin yetkili merci tarafından kabul edilmesi durumunda,...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="14370" class="elementor elementor-14370">
				<div class="elementor-element elementor-element-e4f33f0 e-con-full e-flex e-con e-parent" data-id="e4f33f0" data-element_type="container" data-e-type="container">
				<div class="elementor-element elementor-element-6acd3dc6 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="6acd3dc6" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p></p>
<h2><strong>KATILMA TALEBİ DİLEKÇESİ &#8211; 2024</strong></h2>
<p></p>
<h4><strong>KATILMA TALEBİ NEDİR?&nbsp;</strong></h4>
<p></p>
<p>Suçtan zarar gören kişi, yani mağdur, Cumhuriyet Savcısının açtığı kamu davasında, Ceza Muhakemesi Kanunu&#8217;nca kendisine tanınan hak ve yetkilere sahip olmak ve davada katılan sıfatıyla yer almak isteyebilir. Bu istek, kamu davasına katılma, yani davaya müdahil olma olarak adlandırılır. Bu talebin yetkili merci tarafından kabul edilmesi durumunda, talep sahibine katılan denir. Kısacası, ceza mahkemelerinde görülen davalar için zarar gören kişiler, yani mağdurlar veya müştekiler, yargılama sürecinde davaya katılmak istediklerini belirttiklerinde, katılan sıfatına sahip olurlar. Bu katılma talebi genellikle bir dilekçe ile yapılır.</p>
<p></p>
<h4><span style="color: #000000;"><strong>KATILMA TALEBİ DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ</strong></span></h4>
<p></p>
<p></p>
<p><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;ANKARA 1. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ&nbsp;</strong></p>
<p></p>
<p><strong>DOSYA NO</strong> <strong>:</strong> 2024/….. Esas&nbsp;</p>
<p></p>
<p><strong>KATILMA TALEBİNDE&nbsp;</strong></p>
<p></p>
<p><strong>VE BEYANDA BULUNAN&nbsp;</strong></p>
<p></p>
<p><strong>MÜŞTEKİ</strong> <strong>:</strong> Cansu CAN</p>
<p></p>
<p>Fakülteler Mahallesi Mektep Sokak No: 8/8 Çankaya/ANKARA</p>
<p></p>
<p><strong>VEKİLİ</strong> <strong>:</strong> Av. İsmail Özdemir&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Çankaya /ANKARA</p>
<p></p>
<p><strong>SANIK</strong> <strong>:</strong> Hasan GÜLGEÇ</p>
<p></p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;Çankaya, Ankara</p>
<p></p>
<p><strong>SUÇ</strong> <strong>:</strong> Çocuğun Cinsel İstismarı Suçu&nbsp;</p>
<p></p>
<p><strong>SUÇ TARİHİ</strong> <strong>:</strong> 10.11.2017</p>
<p></p>
<p><strong>KONU</strong> <strong>:</strong> Bir kısım beyanlarımızın sunulması ve <strong>katılma talebimizin</strong> arzından ibarettir.<strong>&nbsp;</strong></p>
<p></p>
<p><strong>AÇIKLAMALAR</strong> <strong>:</strong></p>
<p></p>
<p>Türk Ceza Kanunu’nun 103’üncu maddesi kapsamında;</p>
<p></p>
<p><strong><em>Madde 103-</em></strong><em>&nbsp;</em><strong><em>(Değişik: 18/6/2014-6545/59 md.)</em></strong><strong><em><sup>[39]</sup></em></strong></p>
<p></p>
<p><em>(1)&nbsp;</em><strong><em>(Yeniden düzenlenen birinci ve ikinci cümle: 24/11/2016-6763/13 md.)&nbsp;</em></strong><em>Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.&nbsp;</em><strong><em>(Ek cümle: 24/11/2016-6763/13 md.)&nbsp;</em></strong><em>Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza, istismar durumunda on yıldan, sarkıntılık durumunda beş yıldan az olamaz. Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır. Cinsel istismar deyiminden;</em><em><sup>(38)</sup></em></p>
<p></p>
<p><em>a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,</em></p>
<p></p>
<p><em>b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar,</em></p>
<p></p>
<p><em>anlaşılır.</em></p>
<p></p>
<p><em>(2)&nbsp;</em><strong><em>(Yeniden düzenleme: 24/11/2016-6763/13 md.)&nbsp;</em></strong><em>Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza on sekiz yıldan az olamaz.</em></p>
<p></p>
<p><em>(3) Suçun;</em></p>
<p></p>
<p><em>a) Birden fazla kişi tarafından birlikte,</em></p>
<p></p>
<p><em>b) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,</em></p>
<p></p>
<p><em>c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş veya evlat edinen tarafından,</em></p>
<p></p>
<p><em>d) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından,</em></p>
<p></p>
<p><em>e) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,</em></p>
<p></p>
<p><em>işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.</em></p>
<p></p>
<p><em>(4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehditle ya da (b) bendindeki çocuklara karşı silah kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.</em></p>
<p></p>
<p><em>(5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.</em></p>
<p></p>
<p><em>(6) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.&nbsp;</em></p>
<p></p>
<p>Hükmü yer almaktadır.&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Huzurdaki davada sanık hakkında Cansu CAN’ın Savcılık nezdinde şikayeti çocuğun cinsel istismarı suçu nedeni ile dava açılmış olup kanunen belirlenen azami sınır üzerinden cezalandırılması gerekmektedir. Şöyle ki;</p>
<p></p>
<p>Katılma talebinde bulunan müşteki Cansu CAN, sanığın ofisinde staja başlamış. Stajın ilk haftasında her şey normal seyrinde gitmiş ancak sonrasında ofisin yöneticisi Hasan Yıldızkayar tarafından elle, beline, sırtına, boynuna dokunulmaya başlanmıştır. Müşteki Cansu Can, bu durumdan hoşlanmadığını ‘bu dokunmalardan kötü niyet hissediyorum, bana dokunmayın’’ diyerek <strong>uyarmış buna rağmen</strong> sanık Hasan Yıldızkayar müşteki Cansu CAN’a cinsel amaçla elle dokunmaya devam etmiştir. Müştekinin omzuna masaj yapmış, sırtını okşamış, bacağına ise elini koyup vurma şeklinde sürekli cinsel amaçla dokunmalar yapmıştır. Müşteki Cansu Can bu durumu, koordinatörü ile görüşüp anlatmıştır. Ofisin yöneticisi sanık Hasan Yıldızkayar, müşteki Cansu Can’a tek bir seferlik yüzeysel bir temasta bulunmayıp, müştekinin rızası olmamasına karşın elle vücuduna dokunarak <strong>sürekli olarak defalarca farklı bölgelerini elleyerek</strong> cinsel istismar suçunu işlemiştir. Sanık Hasan Yıldızkayar serbest müşavir olup müvekkil Cansu Can’ın çalıştığı ofisin yöneticisi konumundadır. <strong>Yönetici konumundaki sanığın ofisinde staj yapmak zorunda olan 16 yaşındaki lise öğrencisi stajyerinin mezun olabilmesi için stajını bürosunda tamamlaması gerektiğinin bilincinde olduğu izahtan varestedir.</strong> Ofisin yöneticisi konumundaki sanık Hasan Yıldızkayar’ın bu hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle cinsel saldırıda bulunduğu görüşündeyiz. İşbu sebeple sanığın suçun ağırlaştırılmış halinden cezalandırılmasını talep ediyoruz.&nbsp;</p>
<p></p>
<p>Son olarak yukarıdaki açıklamalarımız ve müvekkilin şikayet dilekçesindeki açıklamaları ışığında sanığın işlediği suçtan müvekkilin zarar gördüğünün kabulü ile, katılma talebimizin kabulüne karar verilmesini talep etme zorunluluğumuz hasıl olmuştur.&nbsp;</p>
<p></p>
<p><strong>NETİCE-İ TALEP</strong> <strong>:</strong> Yukarıda izah edilen ve re’sen gözetilecek nedenlerle; katılma talebimizin kabulü ile dosya kapsamına sunduğumuz bir kısım beyanlarımız da göz önüne alınarak sanığın cezalandırılmasına karar verilmesini vekâleten ve saygılarımızla talep ederiz. 22.05.2024</p>
<p></p>
<p style="text-align: right;"><strong>Katılma Talebinde Bulunan&nbsp;</strong></p>
<p></p>
<p style="text-align: right;"><strong>Müşteki Vekili</strong></p>
<p style="text-align: right;"></p>
<p style="text-align: right;"><strong>Av. İsmail ÖZDEMİR</strong></p>
<p></p>
<p class="has-text-align-center"><strong>Ücretli danışmanlık ve/veya avukatlık hizmeti almak için Özdemir Hukuk Bürosu ile iletişim kurabilirsiniz.</strong></p>
<p></p>
<p class="has-text-align-center"><strong>0543 710 9893</strong></p>
<p></p>
<p class="has-text-align-center"><strong>Avukat İsmail ÖZDEMİR</strong></p>
<p></p>
<p class="has-text-align-center"><strong>ÖZDEMİR HUKUK BÜROSU</strong></p>
<p></p>								</div>
				</div>
				</div>
				</div>
		]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ismailozdemir.av.tr/2024/05/22/katilma-talebi-dilekcesi-2024/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanuni Faiz Oranının %24&#8217;e Yükseltilmesi &#8211; 2024</title>
		<link>https://ismailozdemir.av.tr/2024/05/21/kanuni-faiz-oraninin-%24e-yukseltilmesi-2024/</link>
					<comments>https://ismailozdemir.av.tr/2024/05/21/kanuni-faiz-oraninin-%24e-yukseltilmesi-2024/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. İsmail ÖZDEMİR]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 May 2024 13:41:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ismailozdemir.av.tr/?p=14344</guid>

					<description><![CDATA[KANUNİ FAİZ ORANI NEDİR ? Kanuni faiz oranı, kanunla belirlenmiş olan ve belirli durumlarda uygulanan bir faiz oranıdır. Türkiye&#8217;de kanuni faiz oranları, Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu gibi yasal düzenlemelerle belirlenmiştir. Bu oranlar, temerrüt faiz oranı ve yasal faiz oranı olarak ikiye ayrılabilir. Avukat İsmail ÖZDEMİR, Avukat Hakları Grubu Ankara adına 07.05.2023 tarihinde...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="14344" class="elementor elementor-14344">
				<div class="elementor-element elementor-element-6b459f74 e-con-full e-flex e-con e-parent" data-id="6b459f74" data-element_type="container" data-e-type="container">
				<div class="elementor-element elementor-element-1dce3924 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="1dce3924" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p></p>
<p class="has-large-font-size"><strong>KANUNİ FAİZ ORANI NEDİR ?</strong></p>
<p></p>
<p>Kanuni faiz oranı, kanunla belirlenmiş olan ve belirli durumlarda uygulanan bir faiz oranıdır. Türkiye&#8217;de kanuni faiz oranları, Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu gibi yasal düzenlemelerle belirlenmiştir. Bu oranlar, temerrüt faiz oranı ve yasal faiz oranı olarak ikiye ayrılabilir.</p>
<p></p>
<ol class="wp-block-list"><p></p>
<li><strong>Yasal Faiz Oranı</strong>: Türk Borçlar Kanunu&#8217;nun 88. maddesine göre, borçlu tarafından ödenmesi gereken bir para borcu için faiz ödenmesi gerekiyorsa ve faiz oranı sözleşmede belirlenmemişse, yasal faiz oranı uygulanır.</li>
<p></p>
<li><strong>Temerrüt Faiz Oranı</strong>: Borçlu, borcunu zamanında ödemediğinde uygulanan faiz oranıdır. Türk Borçlar Kanunu&#8217;nun 120. maddesine göre, borcun ödenmesi geciktiğinde ve sözleşmede farklı bir oran belirtilmemişse, temerrüt faizi uygulanır. Temerrüt faiz oranı, ticari işler için Türk Ticaret Kanunu&#8217;na göre belirlenir.</li>
<p></p>
</ol>
<p></p>
<div class="wp-block-group is-nowrap is-layout-flex wp-container-core-group-is-layout-ad2f72ca wp-block-group-is-layout-flex">
<p></p>
<p>Avukat İsmail ÖZDEMİR, Avukat Hakları Grubu Ankara adına 07.05.2023 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;ne E-Dilekçe yolu ile kanuni faiz oranının yükseltilmesi gerektiğine dair başvuruda bulunmuştur. Dilekçe numarası: D28 &#8211; 8084 olan başvuru TBMM E-Dilekçe sitesinde imzaya açılmış ve 21.05.2024 tarihi itibariyle 38 kişi tarafından imzalanmıştır. Aşağıda dilekçemiz sizlerle paylaşılmıştır.</p>
<p></p>
</div>
<p></p>
<p>Türkiye&#8217;de yasal faiz oranı %9 gibi ekonomik gerçekliğe uygun olmayacak derece düşüktü. 20 Mayıs 2024 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile bu oran 01.06.2024 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere %24&#8217;e yükseltildi.</p>
<p></p>
<figure class="wp-block-image size-large is-style-default"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="887" class="wp-image-14345" src="https://ismailozdemir.av.tr/wp-content/uploads/2024/05/cb-karari-1024x887.jpg" alt="" srcset="https://ismailozdemir.av.tr/wp-content/uploads/2024/05/cb-karari-1024x887.jpg 1024w, https://ismailozdemir.av.tr/wp-content/uploads/2024/05/cb-karari-300x260.jpg 300w, https://ismailozdemir.av.tr/wp-content/uploads/2024/05/cb-karari-768x666.jpg 768w, https://ismailozdemir.av.tr/wp-content/uploads/2024/05/cb-karari-80x68.jpg 80w, https://ismailozdemir.av.tr/wp-content/uploads/2024/05/cb-karari.jpg 1290w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
<p></p>
<p class="has-medium-font-size"><strong>TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ<br>DİLEKÇE KOMİSYONU BAŞKANLIĞI’NA</strong></p>
<p class="has-medium-font-size"><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">Yargılamalar yıllarca sürmekte olup, mahkemelerin alacak kalemlerine uyguladığı&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">yasal faiz oranı olan %9, adalet duygusunun önündeki en büyük engellerden biri olarak&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">karşımıza çıkmaktadır.&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">Yıllık enflasyonun %150&#8217;lere ulaşması karşısında yıllarca hakkını alamadığı için zaten&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">mağdur durumda olan yurttaşın mahkemeler eliyle yıllık % 9&#8217;luk faiz üzerinden mağdur&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">edilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu açıktır.&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">Bu durum aynı zamanda adalete güven duygusunu zedelemekte ve hakkın ifasından&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">kaçınan tarafı ise teşvik edip adeta zenginleştirmektedir.&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">Yasal faiz ve temerrüt faizini yıllık % 9 olarak belirleyen hükümlerin Anayasa&#8217;nın 35.&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">maddesi ile güvence altına alınan mülkiyet hakkına, Anayasa&#8217;nın 2. maddesi ile güvence&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">altına alınan sosyal hukuk devleti ilkesine, Anayasa&#8217;nın 5. maddesinde belirlenmiş olan&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">devletin temel amaç ve görevleri başlıklı düzenlemelerine, yine Anayasa&#8217;nın 36.&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">maddesindeki hak arama hürriyeti düzenlemesine ve yine Anayasa&#8217;nın 10. maddesindeki&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">kanun önünde eşitlik ilkelerine açık bir şekilde aykırıdır.&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">3095 sayılı Kanuni Faiz Ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun gereği uygulanan ve faiz&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">ödenmesi gereken hallerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse bu ödeme yıllık %12&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">oranı üzerinden yapılır. Cumhurbaşkanı, bu oranı aylık olarak belirlemeye, yüzde onuna kadar&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">indirmeye veya bir katına kadar artırmaya yetkilidir. Söz konusu yetkiye istinaden kanuni faiz&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">oranı, 01.01.2006 tarihinden geçerli olmak üzere yıllık %9 olarak belirlenmiştir. 2006&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">yılından beri % 9 olarak sabit tutulan kanuni faiz oranlarının bugünün gerçekliğini&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">taşıyamadığı yukarıdaki gerekçelerle açıktır. Cumhurbaşkanlığı makamının yetkisi dâhilinde&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">olan oranlarla da bu sorunun çözülemeyeceği açık olduğundan TBMM’ne başvuru zaruriyeti&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">ortaya çıkmıştır.&nbsp;</span></p>
<p class="has-medium-font-size"><span style="color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight ); text-align: center;">Kanuni faiz, enflasyon ile uyumlu olması gerektiği açıktır. Yasal faiz oranı %9 olarak&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">belirlenmiş durumdadır ancak bu oranın enflasyonun gerisinde kaldığı ve bu durumun adaleti&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">zedelediği açık bir gerçektir. Örneğin, ülkemizde 2023 yılında yıllık enflasyon (ÜFE) oranları&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">% 60’lar düzeyinde iken kanuni faiz oranı %9, 2024 yılı Mart ayı enflasyonu %50’ler&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">düzeyinde iken kanuni faiz oranı yine %9’dur. Kanuni faiz genellikle ticari olmayan işlerde&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">veya temerrüt durumu oluşmadan ödenmesine hükmedilen alacaklar için söz konusu olsa dahi&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">bu durumda, tahsil edilemeyen bu alacak yılda yaklaşık olarak en az % 40 oranında değer&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">kaybına uğramaktadır. Bu kaybın telafisi ise munzam zarar (aşkın zarar) hükümlerine göre&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">mümkün olmaktadır. Ülkemizde kanuni faiz işletilerek belirlenen bedellerin, enflasyonun çok&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">altında kalması nedeniyle alacaklıların mülkiyet hakları ciddi şekilde ihlal edilmekte&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">dolayısıyla munzam zarar hükümlerince alacaklılar yeni bir dava açmakta neticede hem yargı yükü artmakta hem alacaklıların alacaklarına daha geç kavuşması dezavantajı hem borçlular&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">yönünden avantaj oluşturmaktadır. Bu sorunu çözmek için kanuni faiz oranının yükseltilmesi&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">acil bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır.</span></p>
<p class="has-medium-font-size"><span style="color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight ); text-align: center;">Anayasa Mahkemesi 05.04.2023 tarihli kararında (2942 sayılı Kamulaştırma&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">Kanunu’nun 4650 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle değiştirilen 10. maddesine 6459 sayılı&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">Kanun’un 6. maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkra) geç ödenen kamulaştırma bedeli için&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">sadece kanuni faiz ödeneceği belirtilen düzenlemeyi itiraz üzerine incelemiş ve Anayasa’ya&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">aykırı olduğuna karar vermiştir. Söz konusu karar ‘’..enflasyon nedeniyle uğranılacak ve&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">kanuni faizi aşan zararlarla ilgili herhangi bir düzenlemeye ise yer verilmemiştir. Özellikle&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">yüksek enflasyonist dönemlerde devletin kamulaştırma nedeniyle borçlu olduğu tutar ile&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">alacaklı hak sahibi tarafından nihai olarak alınan tutar arasındaki enflasyon nedeniyle&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">oluşan değer kayıplarını gidermek mümkün olmayacaktır.’’ gerekçeleriyle verilmiştir.&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">Anayasa Mahkemesinin temel haklar alanında verdiği kararların etkili şekilde icrası&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">her şeyden evvel bu kararların ilgili kurum, kuruluş ve kişiler tarafından anlaşılmasını,&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">kabullenilmesini ve nihayet yerine getirilmesini gerektirmektedir. Hukukumuzda mülkiyet&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">hakkı temel bir hak olarak düzenlenmiştir. Dolayısıyla ilgili Anayasaya Mahkemesi kararında;&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">yasal faiz oranının enflasyon karşısında çok düşük kalması nedeniyle mülkiyet hakkı ihlalinin&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">tespit edildiği göz ardı edilmemeli; bu hususta gerekli düzenleme yapılmalıdır.</span></p>
<p class="has-medium-font-size"><strong style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif;">Öneri ve Taleplerimiz:</strong></p>
<p class="has-medium-font-size"><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">Adaletin sağlanması için kanunların ekonomik gerçekliklerle uyumlu olması&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">gereklidir. Mevcut durumda, yasal faiz oranının enflasyonun gerisinde kalması, adalete olan&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">güveni sarsmakta ve mülkiyet hakkı ihlallerine yol açmaktadır. Kanuni faiz oranının&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">yükseltilmesi, adaletin tesisi ve mülkiyet haklarının korunması açısından hayati öneme&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">sahiptir. Bu düzenleme ile mahkeme kararlarıyla belirlenen alacakların reel değerinin&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">korunması sağlanacaktır. Dolayısıyla alacaklıların hakları daha etkin bir şekilde korunacak ve&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">mülkiyet hakkı ihlallerinin önüne geçilebilecektir. Kanuni faiz oranının enflasyon oranlarına&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">uyumlu olarak düzeltilmesi, hem ekonomik adaletin sağlanması hem de yargı sisteminin&nbsp;</span><span style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight );">etkinliğinin korunması açısından hayati bir önem arz etmektedir. </span><strong style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif;">07.05.2024&nbsp;</strong></p>
<p class="has-medium-font-size"><strong style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Avukat Hakları Grubu Ankara&nbsp;</strong><strong style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif;">Adına&nbsp;</strong></p><p class="has-medium-font-size"><strong style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif;">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Av. İsmail Özdemir ve Av. Engin Demirtuğ</strong></p><p class="has-medium-font-size"><strong style="font-size: var(--wp--preset--font-size--medium); text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif;">Sonuç İtibariyle Kanaatimiz:</strong></p><p class="has-medium-font-size"><span style="text-align: center; color: var( --e-global-color-text ); font-family: var( --e-global-typography-text-font-family ), Sans-serif; font-weight: var( --e-global-typography-text-font-weight ); font-size: 16px;">Elbette bizim başvurumuzun bu kararda etkili olup olmadığını bilemiyoruz, ancak bu değişiklikten memnuniyet duyduğumu bildiririm.</span></p>
<p></p>
<p style="text-align: center;">
</p><p></p>
<p></p>								</div>
				</div>
				</div>
				</div>
		]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ismailozdemir.av.tr/2024/05/21/kanuni-faiz-oraninin-%24e-yukseltilmesi-2024/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TUTUKLAMA KARARINA İTİRAZ DİLEKÇESİ &#8211; 2024</title>
		<link>https://ismailozdemir.av.tr/2024/05/21/tutuklama-kararina-itiraz-dilekcesi-2024/</link>
					<comments>https://ismailozdemir.av.tr/2024/05/21/tutuklama-kararina-itiraz-dilekcesi-2024/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. İsmail ÖZDEMİR]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 May 2024 11:59:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ismailozdemir.av.tr/?p=14336</guid>

					<description><![CDATA[TUTUKLAMA KARARINA İTİRAZ DİLEKÇESİ &#8211; 2024 TUTUKLAMA KARARI NEDİR ? Tutuklama, Ceza Muhakemesi Kanunu&#8217;nda düzenlenmiş olan ve bir kişinin hukuka uygun bir şekilde hürriyetinden yoksun bırakılmasına neden olan bir güvenlik tedbiridir. Bu tedbir, şüpheli veya sanığın suçu işlediğine dair güçlü şüphelere dayanan somut delillerin bulunması ve ayrıca tutuklamanın gerekliliğinin varlığı durumunda uygulanabilir. Ceza Muhakemesi Kanunu&#8217;nun...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="14336" class="elementor elementor-14336">
				<div class="elementor-element elementor-element-317f0db7 e-con-full e-flex e-con e-parent" data-id="317f0db7" data-element_type="container" data-e-type="container">
				<div class="elementor-element elementor-element-b86a292 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="b86a292" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									
<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" class="wp-image-14337" src="https://ismailozdemir.av.tr/wp-content/uploads/2024/05/Adsiz-tasarim.svg" alt="" /></figure>

<p><strong>TUTUKLAMA KARARINA İTİRAZ DİLEKÇESİ &#8211; 2024</strong></p>

<p><strong>TUTUKLAMA KARARI NEDİR ?</strong></p>

<p>Tutuklama, Ceza Muhakemesi Kanunu&#8217;nda düzenlenmiş olan ve bir kişinin hukuka uygun bir şekilde hürriyetinden yoksun bırakılmasına neden olan bir güvenlik tedbiridir. Bu tedbir, şüpheli veya sanığın suçu işlediğine dair güçlü şüphelere dayanan somut delillerin bulunması ve ayrıca tutuklamanın gerekliliğinin varlığı durumunda uygulanabilir. Ceza Muhakemesi Kanunu&#8217;nun 100. maddesinde belirtilen suçlar, tutuklama için gerekçe olabilecek suçlar olarak listelenmiştir. Bu suçların işlendiği konusunda güçlü şüphe sebeplerinin varlığı durumunda tutuklama kararı verilebilir. Tutuklama kararı verilebilmesi için, kişiye uygulanacak cezanın ve güvenlik tedbirinin ölçülü olması gereklidir. Aksi takdirde tutuklama kararı verilemez.</p>

<h5><strong>TUTUKLAMA KARARI KİM TARAFINDAN NASIL VERİLİR ?</strong></h5>

<p>Tutuklama, soruşturma evresinde Cumhuriyet Savcısı&#8217;nın istemi üzerine sulh ceza hakimi tarafından veya kovuşturma evresinde Cumhuriyet Savcısı&#8217;nın talebiyle mahkeme tarafından veya mahkemece kendiliğinden karar verilebilir. Tutuklama kararlarının gerekçeli olarak verilmesi zorunludur. Şüpheli veya sanığın tutuklanması durumunda mahkeme önünde bir avukatın bulunması gereklidir. Eğer kişi bir avukata sahip değilse, baro tarafından bir avukat kendisine görevlendirilir.</p>

<p><strong>TUTUKLAMA KARARINA İTİRAZ NASIL YAPILIR ?</strong></p>

<p>Tutuklama kararına karşı nasıl itiraz edileceği, kanun tarafından belirlenmiştir. Bu kapsamda, soruşturma evresinde sulh ceza hakimi tarafından, kovuşturma evresinde ise mahkeme tarafından verilen tutuklama kararına itiraz usulü düzenlenmiştir. Tutukluluğa itiraz süresi 7 gündür. Eğer tutuklama kararı kişiye yüzüne karşı okunduysa, süre kararın kişiye tebliğ edildiği tarihten itibaren başlar. Ancak, tarafların yokluğunda verilmişse, süre tebliğ tarihinden itibaren başlar. Tutuklamaya yapılan itiraz bir dilekçe ile yapılabilir. Aşağıda, Tutuklama Kararına İtiraz Dilekçesi Örneği bulunmaktadır.</p>

<p><strong>TUTUKLAMA KARARINA İTİRAZ DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ</strong></p>

<p> </p>
<p class="has-text-align-center"><strong>ANKARA ASLİYE CEZA MAHKEMESİNE<br />Gönderilmek Üzere<br />ANKARA 1. SULH CEZA HAKİMLİĞİNE</strong></p>

<p>SORGU NO: 2024/…..</p>

<p>KARARA İTİRAZ EDEN<br />(ŞÜPHELİ) : ………. (T.C.K.N.: ………)<br />Mamak/Ankara</p>

<p>MÜDAFİ : Av. İsmail ÖZDEMİR<br />KONU : Ankara 1. Sulh Ceza Hakimliği&#8217;nin …./……/2024 tarihli 2024/…… Sorgu sayılı kararı ile vermiş olduğu tutuklama tedbirlerine itirazlarımızın ve şüphelinin tahliyesinin karar verilmesi taleplerimizin sunulmasından ibarettir.</p>

<p>AÇIKLAMALAR :</p>

<p>Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının …../…../2024 tarih 2024/…… soruşturma kapsamında şüphelinin …../…../2024 tarihinde ifadesi alınmış akabinde tutuklama tedbiri uygulanması istemiyle Ankara 1. Sulh Ceza Hakimliğine sevk edilmiştir.</p>

<p>Ankara 1. Sulh Ceza Hakimliğince …../…./2024 tarihli kararı ile müdafii olduğum şüpheli hakkında CMK m.100 gereğince tutuklanma tedbirinin uygulanmasına karar verilmiştir. Ankara 1. Sulh Ceza Hakimliği&#8217;nin tutuklama kararı hukuka aykırı olup yasal süresi içinde karara itiraz ediyoruz. Şöyle ki;</p>

<p>Ankara 1. Sulh Ceza Hakimliğinin tutuklama gerekçesinde, şüphelinin serbest bırakılması halinde müşteki üzerinde baskı kurma ihtimalinin bulunduğu yazılmış ve buna dayanarak şüpheli tutuklanmıştır. Kararda belirtildiğinin aksine dosyada mevcut ifade tutanakları detaylı incelendiğinde görülecektir ki şüphelinin müşteki üzerinde baskı kurma ihtimali yoktur. Kaldı ki şüphelinin müştekiye baskı kurma ihtimali hakkında Ankara 1. Sulh Ceza Hakimliğince şüpheliye tek bir soru dahi yöneltilmemiştir.</p>

<p>Şüpheli gün içinde geçim kaygısı ile uzun saatler çalışmaktadır. Sabit bir maaşı olmayan şüpheli çalışmadığı günler para kazanamamaktadır. Tutuklamanın sadece bir güvenlik tedbiri ve son çare olan bir güvenlik tebdiri olması göz önünde bulundurulduğunda, kaçma ve delilleri yok etme anlamında herhangi bir yola bavurmayan ve böyle bir şüphesi de bulunmayan şüphelinin tutuklama ile hürriyetinden yoksun bırakılması gerek T.C. Anayasasına gerekse de AİHS’ne açıkça aykırıdır. AİHM de içtihatlarında tutuklamanın en son önlem olarak uygulanması gerektiğinden bahsetmekte; başka bir önlemle tutuklamadan sağlanan yarar sağlanabilecekse, tutuklama yoluna gidilmemesi gerektiğini söylemektedir. CMK 109’daki adli kontrol kurumunun tutuklamaya göre öncelikle uygulanması gerekir. Tutuklama en son tedbirdir. Sulh Ceza Hâkimliği, öncelikle adli kontrolü uygulamadan tutuklamaya hükmetmemelidir. Şüpheli hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmadan, bu tedbirden yarar sağlanıp sağlanayacağı tespit edilmeden doğrudan tutuklama kararı verilmesi hukuka aykırılık oluşturmaktadır.</p>

<p>Şüphelinin kaçma şüphesi söz konusu değildir. Yine şüphelinin delilleri karartma şüphesi de bulunmamaktadır. Kaçma ve delilleri yok etme şüphesi bulunmayan, adli kontrol hükümleri uyarınca serbest bırakıldığı takdirde tüm yükümlülükleri gereği gibi yerine getirecek olan, daha önce herhangi bir suça karışmayan şüphelinin tutuklu kalması aşırı bir tedbir olup, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasına, hâkimliğiniz aksi kanaatte ise ADLİ KONTROL hükümleri uyarınca serbest bırakılmasına karar verilmesini talep etmemiz zaruri olmuştur.</p>

<p>NETİCE VE TALEP :</p>

<p>Yukarıda açıklanan ve sayın Mahkemenizin re&#8217;sen takdir edeceği nedenlerle; şüpheli hakkında verilen tutuklamaya ilişkin kararın itirazen kaldırılmasına ve şüphelinin SALIVERİLMESİNE, sayın Mahkemeniz aksi kanaatte ise CMK m.109 ve diğer hükümler gereğince tutuklama tedbirinin ADLİ KONTROLE çevrilmesini şüpheli müdafi olarak saygılarımla arz ve talep ederim. …../…..2024</p>

<p class="has-text-align-right">Şüpheli Müdafii</p>

<p class="has-text-align-right">Av. İsmail ÖZDEMİR</p>

<p> </p>

<p class="has-text-align-center"><strong>Ücretli danışmanlık ve/veya avukatlık hizmeti almak için Özdemir Hukuk Bürosu ile iletişim kurabilirsiniz.<br />0543 710 9893<br />Avukat İsmail ÖZDEMİR<br />ÖZDEMİR HUKUK BÜROSU</strong></p>
								</div>
				</div>
				</div>
				</div>
		]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ismailozdemir.av.tr/2024/05/21/tutuklama-kararina-itiraz-dilekcesi-2024/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
